Yazar: akadirbozkurt

Zor bir yıl olarak hatırlanacak 2020’yi mitoloji hakkındaki bilgilerimi tazeleyerek geçirdim. Yeri gelmişken ‘Yunan Mitolojisi’ olarak ezberlerimizde bulunan ‘Ege Mitolojisi’nin Yunan coğrafyasından daha fazla Anadolu’da geçtiğini bilmekte fayda var.   Antalya’da çekimlerini yaptığımız ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ adındaki sinema filmimizi Mart ayında vizyona sokmuştuk. Likya Yolu’yla ilgili filmimizin çekimlerine de Mayıs ayında başlayacaktık. Bir anda dünyanın akışı değişti. ‘Ne oluyor?’ demeye fırsat bulamadan pandemi nedeniyle evlerimize kapandık. O günlerden beridir de yaşamlarımız allak bullak. Biz […]
“Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya.  Gelince Lykia’ya, Xanthos Nehri’ne,  yaygın Lykia’nın kralı onu saydı.  Ağırladı onu tam dokuz gün,  dokuz tane öküz kurban etti.  Gül parmaklı Şafak görününce onuncu günü,  Bellerophontes’e sordu,  damadımdan getirdiğin işaret hani, dedi.”  Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘2020 Patara Yılı’ ilan edilince, Likya uygarlığı hakkındaki yazılarla karşınıza gelmeye özen gösterdim. Kaş ilçesinin sınırlarında bulunan Patara hakkında bilmediklerimi öğrenip, öğrendiklerimi de olabildiğince paylaşmaya çalışıyorum. Bu yıl Patara hakkındaki keyifli sohbetlere de vesile oldu. […]
Çoğunuzun adını sanını duymadığı ‘Kutsal Motor’ adında bir YouTube kanalı var. Vestel’in sponsorluğunu yaptığı ‘Aşırı Ünlülerle Kısa Görüşmeler’ adındaki programda ‘aşırı ünlü’ gördükleriyle sohbet ediyorlar. Bu programın 38. bölümünde, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nda oynadığı roller ve dizi filmlerdeki başarılı performanslarıyla tanıdığımız Barış Falay’ı ikinci kez ağırladılar. Prof. Dr. Nurhan Karadağ’ın yetiştirdiği binlerce öğrenciden birisi olan Barış Falay ile iletişim mezunu sunucu Zeynep Ocak arasında şöyle bir diyalog geçti:  Z. O. “Sen hangi okuldansın?”  B. F. “Ankara, dil tarih oyunculuğu […]
Bir Antalyalı yazar olarak yetiştiğimiz topraklara sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle senaryosunu yazdığım ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ isimli sinema filminin Antalya’da çekilmesini arzuladım.   En başta Çanakkale olmak üzere, değişik yörelerden talepler geldiği halde çekimlerimizi Kemer ile Akseki ilçelerinde yapmayı tercih ettik. Bu vesileyle de Antalya’nın coğrafi ve iklimsel olarak doğal sinema platosu olduğunu sektördeki arkadaşlarımıza yeniden hatırlattık. Uzun ve maceralı sürecin sonunda, Çanakkale Savaşı’nın 100. yılında birincilik kazanan senaryom, 6 Mart 2020’de sinema seyircisiyle buluştu. Mart ayının […]
Tiyatro meraklılarına “En sevdiğin mitolojik karakter hangisi?” diye sorduğunuzda “Prometoheus,” yanıtını çoğundan alırsınız.  “Neden Prometoheus?”  “Zeus’tan ateşi çalıp, insanlara verdi.”  “Derdi neydi de tanrıların ateşini insanlara vermeyi kendine görev edindi?”  Bu derdi kendine dert edinen tragedya yazarı Aiskhylos (MÖ 525-455) Ege ve Akdeniz Mitolojisi’nin karizmatik tanrısı Prometheus hakkında üç tragedya yazmış. Üçlemenin birinci tragedyası ‘Zincire Vurulmuş Prometheus’ (Prometheos Desmotes) günümüze ulaşarak tiyatrocuların sevdiği oyunlardan birine dönüşür. Ne yazık ki ’Zincirinden Kurtulmuş Prometheus’ (Prometheos Lyomenoss) ile ‘Ateş Taşıyan Prometheus’ (Prometheos Pyrphonos) tragedyaları günümüze ulaşmayı başaramaz.  En kısa tarafından ‘Zincire Vurulmuş Prometheus’ tragedyasını özetleyecek […]
Teke Yarımadası’ndaki binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun kadim uygarlıklarından birisine dönüşen Lykialılardan yeterince haberdar olup olmadığınızı bilemiyoruz ama…   Belki de Caretta-Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bıraktığı uçsuz bucaksız Patara sahilindeki liman kentinin arkeolojik ve tarihsel değerlerini dünyaya duyurmayı hedefleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2020 yılını ‘Patara Yılı’ ilan ettiğinden haberiniz yoktur.  Belki de bilinen en iyi demokratik yönetim biçiminin, demokrasinin beşiği olarak kabul edilen Atina’da değil de Anadolu’daki Lykia topraklarında olduğundan, Likya Birliği’ndeki yönetim sisteminin en küçük yerleşim birimine kadar yayıldığını “Eğer mükemmel bir […]
Zeus’un ölümsüz oğlu Apollon’un, Lykia topraklarında bulunan Patara’daki kutsal hurmalıkta doğduğunu daha önceki yazımda anlatmaya çalışmıştım: Ana tanrıça Leto, amcasının oğlu Zeus’tan hamile kalarak Olympos tanrılarından Apollon ile Artemis’i dünyaya getirir. Ege mitolojisinin zengin anlatımı içinde, Artemis önce doğmuş ve kardeşi Apollon’un günlere yayılan doğumuna yardımcı olmuştur. Bu nedenle de Antik Helenlerin kutsal kitabı olarak kabul edilen Homeros Destanı’nda Tanrı Apollon’un Anadolulu olduğu açıkça belirtilmektedir.  Bir parça kurcalayınca Apollon’un dışındaki birçok Antik Helen tanrısının da Helenlerden önceki Anadolu bağlantısına kolayca ulaşabiliyorsunuz. Bu böyle olduğu halde Olympos Tanrıları zamanındaki Anadolu’nun kültürel zenginlikleri ‘Karanlık Dönem’ […]
Ey can yoldaşım benim,  savaştan kaçmanın sonu ne,  yaşlanmadan, ölümsüz yaşamak mı?  Bunu bilseydim, ne kendim savaşırdım en önde,  ne de seni yollardım erlere ün veren savaşa,  neylersin, ölüm tanrıçaları gözler yolumuzu,  bir ölümlü kaçamaz onlardan, kurtulamaz.  Hadi gidelim görelim bakalım,  biz mi düşmana ün veririz,  yoksa düşman mı ün verir bize?”   Sarpedon  Zeus’un ölümsüz oğlu Apollon’un Patara’daki kutsal hurmalıkta doğduğunu yazmıştım…  Çok çapkın olduğu […]
Ege Denizi’nin iki yakasında ve irili ufaklı yüzlerce adasında M.Ö. 14. yüzyıldan sonra yaşananların, batı mitolojisine kaynaklık ettiğini söylemek pek de yanlış olmaz. Sözlü anlatım geleneğiyle kuşaktan kuşağa aktırılan Egeli tanrıların hikayeleri zaman içinde yörenin inancına dönüşmüştür.   Ege mitolojisinde Zeus, Olympos tanrılarının başındaki tanrıdır. Bir zamanlar titanların başındaki babası Kronos’a meydan okumuş, titan soylu amcalarının ve kardeşlerinin desteğiyle titanların tanrılığına son vermiştir. Eski titan tanrıların yerine ‘Dağların Zirvesi’ anlamına gelen Olympos’ta, kardeşleri, eşleri ve […]
Laf lafı açıp, lafın arasına ‘Tanrı Apollon’ eklendiğinde, gözlerimizin önüne Olympos tanrılarından yakışıklı bir erkeğin görüntüsü gelir; çoğu zaman başında defne yapraklarından yapılmış çelenk, bazen elinde sanatın tanrısı olduğunu anlatan lir ya da Kithara, bazen de savaşçı kişiliğini vurgulayan ok ya da yay…  Ege mitolojisinde Zeus, Olympos tanrılarının başındaki tanrıdır. Bir zamanlar titanların başındaki babası Kronos’a meydan okumuş, titan soylu amcalarının ve kardeşlerinin desteğiyle titanların tanrılığına son vermiştir. Eski titan tanrıların yerine ‘Dağların Zirvesi’ […]
Sizi batı uygarlığının büyük destanı İlyada’da “anaforlu Ksanthos’un kıyılarında, uzak ve semiz Lykia toprakları” olarak sözü edilen diyarlara götüreceğim; kendini Trimmili halkı olarak tanımlayan Lykialıların yaşadığı Ksanthos Vadisi’ne…   Üç bin yıl öncesinde Lykia toprakları Ksanthos Vadisi’yle sınırlıydı.   Vadinin ortalarında kıvrılarak dolaşan Ksanthos Irmağı (Bugünkü adıyla ‘Eşen Çayı’) Tlos Antik Şehri’nin yakınından geçer. En eski yerleşimlerin birisi olarak bilinen Tlos Antik Şehri, denizden oldukça içeride, güvenli dağların arasına gizlenmiştir. Tlos’un akropolünden dikkatlice bakıldığında, sarp kayaların üstüne kurulan Pınara Antik Şehri’nin akropolünü görmek mümkündür. Dik yamacındaki görkemli kaya mezarlarıyla tanrıları kıskandıran Pınara da Ksanthos Vadisi’nin önemli yerleşimlerindendir.   Yaz kış gözetmeden vadiyi dolaşan anaforlu Ksanthos Irmağı, Seki Çayı ile Alagöz Çayı’nın katılımıyla coşkusuna […]
Geride kalan günleri fazlaca eşeliyoruz ister istemez…  Bu Covit-19 vesileyle evlere tıkıldığımız günlerde, Antik Yunan mitolojisinin birbirinden fantastik tanrılarını, tanrıların tanrısı Zeus ile Semele’den dünyaya gelen şarap tanrısı Dionysos’u, Antik Yunan uygarlığının Arkaik Çağı sayılan MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Dionysos onuruna düzenlenen bağbozumu şenliklerinde söylenen dithirambos şarkılarından tragedyanın doğuşunu, MÖ 5. yüzyılın popüler tragedya yazarından Sophokles’i, onun hayat verdiği tragedya kahramanlarından “Ben bu dünyaya kin değil, sevgi paylaşmaya geldim,” sözleriyle belleklerimizde kalıcı hale dönüşen Antigone’yi derken, tiyatronun başlangıcını yeniden anımsamaya çalıştım.  Bir Akdenizli olarak, Teke Yarımadası’nda (Antalya ile […]
Biz doğanın uyanışını dağların tepelerinde ya da denizin kıyısında karşılamaya alışığız ama koronavirüs (Kovid-19) salgını yüzünden nisanda başımızı evimizden dışarı çıkaramaz olduk. Mayıs da benzer biçimde geçecek gibi görünüyor. Bahar aylarında gezip gördüklerimizi paylaşmaya alışmışken, 2020 baharı okuduklarımızın üstünden yazılar oluşturmanın zamanı…  Bir önceki yazımızda “Batıdan Anadolu’ya bakanlar tarihi nasıl okuyor?” diye sormuştuk.   İki yüzyıl öncesinde yazılan klasik arkeoloji ‘batıdan doğuya uzanan medeniyet’ temeli üstüne kurgulanmıştır. Romalı siyaset adamı […]
27 Mart buruk geçti elbette…  Uzaktan uzağa gönderilmiş birkaç soluk mesaj, keyifsiz telefon görüşmeleri ve sosyal medyada dolaşan niteliksiz klişelerle dolup taştı koronavirüs mağduru Dünya Tiyatro Günü…  Bu vesileyle, aramızda olmayan ama 80’li yıllardaki varlıklarıyla AÜ DTCF Tiyatro bölümünde yarınlarımıza yön veren Prof. Dr. Sevda Şener’e, Metin And’a, Ergin Orbey’e, Turgut Özakman’a, Prof. Dr. Nurhan Karadağ’a, Prof. Dr. Sevinç Sokullu’ya ve uzun ömürler dilediğim geriye kalan hocalarıma minnet duygularımı ifade etmeden geçmeyeceğim elbette…  O tiyatro insanları sayesinde Antik Yunan mitolojisinin […]
AŞT (Antalya Şehir Tiyatroları) hakkındaki yazımın devamı niteliğinde Abdullah Sürekli’yle yaptığım sohbeti sizlerle paylaşmak istiyorum. A. KADİR BOZKURT- Antalya Belediyesi’nin çatısı altındaki tiyatro yolculuğumuz aynı yıllarda başlamıştı. Ben Ocak 2020 sayısında kendimle ilgili kısmını yazdım. Bu yazımız da Abdullah Sürekli’nin belediye tiyatrolarındaki yolculuğuyla ilgili olsun. ABDULLAH SÜREKLİ- Ben tiyatroya 1981 yılında başladığımda, Antalya Belediyesi henüz […]
Dört ulusal ödülle Antalya’nın belediye tiyatrolarındaki çalışmaları taçlandırılan Abdullah Sürekli, 2020 yılında da 6. Anadolu Tiyatro Ödülleri kapsamında ‘Başarı Emek Ödülü’ne layık görüldü. – Bol ödüllü tiyatro insanıyla Antalya’daki belediye tiyatrolarını konuştuk. ABDULLAH SÜREKLİ- Ben tiyatroya 1981 yılında başladığımda, Antalya Belediyesi henüz büyükşehir olmamıştı. Öncelikle Müfit Kayacan’ın belediye personeli oluşu ve Hasan Subaşı’nın belediye başkanlığı […]
Yeni yılın yazısı 80’li yılların başlarında tiyatroyla tanışmamı sağlayan Antalya Şehir Tiyatroları hakkında olsun. Bir çocuk oyununu Antalya Belediyesi’nin (büyükşehir olmadığı yıllarda) çatısı altında amatörce sahnelemiş ve sahne tozuna bulaşmanın coşkusuyla AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nün öğrencileri arasında kendimi bulmuştum. O yıllarda ikisi devlet konservatuvarı olmak üzere dört tiyatro okulu vardı. Antalya’ya diplomalı tiyatrocuların yolu pek […]
Yeni yılın yazısı 80’li yılların başlarında tiyatroyla tanışmamı sağlayan Antalya Şehir Tiyatroları hakkında olsun. Bir çocuk oyununu Antalya Belediyesi’nin (büyükşehir olmadığı yıllarda) çatısı altında amatörce sahnelemiş ve sahne tozuna bulaşmanın coşkusuyla AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nün öğrencileri arasında kendimi bulmuştum. O yıllarda ikisi devlet konservatuvarı olmak üzere dört tiyatro okulu vardı. Antalya’ya diplomalı tiyatrocuların yolu pek […]
Ne zaman Antalya’mızın akıllanacağı bilinmez ama dünyada ‘Akıllı Kentler’ (Smart Cities) hızla çoğalıyor. Hızlı kentleşmeden kaynaklanan nüfus yoğunluğu sizlerin de yaşam kalitesini düşürüyordur. Kamu kurumlarına yolunuz düştüğünde aksiliklerin sonu gelmiyor. Her iş öyle aslında. Bir yanda yoğun trafik, diğer yandan zararlı egzoz gazı emisyonları derken, arabanızda geçirdiğiniz zamanlar eziyete dönüşüyor. Park yeri bulabilmek ise başlı […]
Türk tiyatrosunu, Dramatik Köy Seyirlik Oyunları üzerine yaptığı çalışmalarla zenginleştiren, oyuncu, tiyatro araştırmacısı, yönetmen ve akademisyen Prof. Dr. Nurhan Karadağ 22 Ekim 2015 tarihinde aramızdan ayrılmıştı. Çok değerli tiyatro insanını “Anadolu Tiyatrosunun Köylüsü-Nurhan Karadağ” adındaki 472 sayfalık bilimsel nitelikli kitabında anlatan sınıf arkadaşım Yusuf Sağlam’la uzun bir sohbet yaptık. – Bir zamanlar A.Ü. DTCF Tiyatro […]
On bin yıl ya da çok daha öncesinde insanların buğday tohumunun farkına varışıyla insanlığın evrimi bambaşka bir mecraya sürüklendi. Anadolu topraklarında başladığı varsayılan tarımcılık avcı-toplayıcı insan topluluklarını yerleşik düzende yöneltti. Günümüzün önemli besin ürünleri tarımın yaşamımıza girişiyle evcilleştirilmeye başladı. İlk evcilleştirilen ürünlerin arasında buğday, pirinç, arpa, darı ve mısır, mercimek, fasulye, tatlı patates ve gölevez […]
Ne sıcaktan bunalıyorsunuz ne de soğuyan havalar keyfinizi kaçırabiliyor, kar kış kıyamet bizlerden bütünüyle uzakta… Yaz aylarının boğucu sıcakları, rekorlar üstene rekorların kırıldığı turizm sezonuyla geride kadı. Okulların açılması hepimizin yaşamını belirliyor. Çoğu insan tatilden dönmenin enerjisiyle yoğun çalışma ortamına kendini hazırlamış. Bazıları ise önümüzdeki yazın programlarını şimdiden yapmış bile. Biz de sonbaharın güzelliklerini yaşamasını […]
Anadolu’da kurulan ilk ödenekli tiyatronun Kocaeli Büyükşehir Tiyatrosu olduğunu biliyor musunuz? Türk tiyatrosunun ödenekli tiyatroları arasında saygın geçmişiyle bilinen Kocaeli Büyükşehir Tiyatrosu’nun Genel Sanat Yönetmeni Aydın Sigalı’yla sohbetimizi paylaşmak istiyorum. Yeni göreve başlayan deneyimli tiyatro sanatçısı 22 yıldır Kocaeli’nde yaşıyor. 20 yılda tiyatronun çok güzel işler başardığını ve iyi oyunlar sahnelediğini ekliyor. Şehirdeki herkesi sanatla […]
Bir biçimde Haldun Taner’in ‘Sersem Kocanın Kurnaz Karısı’ oyunundaki Fasulyeciyan’ın ünlü tiradını Münir Özkul’dan izlemişsinizdir. “Zaten aktör dediğin nedir ki? Oynarken varızdır, yok olunca da sesimiz bu boş kubbede bir hoş seda olarak kalır. Bir zaman sonra da unutulur gider. Olsa olsa eski program dergilerinde soluk birer hayal olur kalırız.” Bu oyunun yazıldığı 60’lı yıllarda Türkiye […]
Fethiye-Kalkan arasındaki Xanthos Vadisi’nin güneybatı ucunda bulunan Patara Antik Kenti’nin sürprizleri bitecek gibi değil… Patara Antik Kenti’ndeki yerleşimlerin İlk Tunç Çağı’na (5.000 yıl öncesine) kadar uzandığını pek bilenimiz yoktur. Geç Tunç Çağı’nda (3.300 yıl öncesinde) Hitit kralının Lukla Seferi’ni anlatan Yolburt Yazıtı’nda adaklar adanan kutsal bir dağ olarak anılır. Bu topraklardan MÖ 334-333 yıllarında Büyük […]
Yaz aylarının sonlarında geleceğin tiyatrocuları belirlenmeye başlar. Genç adayların çoğunluğu tiyatro okullarını kazandıracak kişilerin ya da kurumların peşinde dolanmaya başlamıştır. Ne olduğu belirsiz tiyatro kurumlarına, manken ajanslarına, menajerlere, uçkuruna düşkün tiplere, ‘onu da ben yetiştirdim, bunu da ben yetiştirdim,’ diyerek egosunu tatmin edenlere ve daha birçok tiyatrodan nasibini almamış insanlara paralarını kaptırırlar. Tek tük olsa […]
Kemer ve Akseki’de çekimlerini gerçekleştirdiğimiz ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ adındaki uzun metraj sinema filmimizin setinden bazı anıları paylaşmak istiyorum. Film çekimlerimizi Phaselis Antik Kenti’nin yakınındaki özel arazide yapmayı tercih etmiştik ama bitişiğindeki kampta doğada ruhunu dinlendirme niyetli müşterilerle doluydu. Yan tarafındaki dereden geçmeye çalışan jeneratör kamyonumuz suya battı. Bu da hesapta olmayan bir terslikti! Yarım günümüzü […]
Üç beş sinema filminin setinde bulunmuştum ama ilk kez senaryosunu yazdığım bir filminin setindeyim. Bir de yapım ortaklarındanım. Bu yüzden “Mendilim Kekik Kokuyor” filminin oyuncularına hayranlığımı dile getirmekten öteye taşınan sorumluluklarım da var. Uzun metraj sinema senaryom, 2015 yılında, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi tarafından düzenlenen yarışmada birinci seçilmişti. 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından […]
100. sayının satırları arasında olmamak olmaz! Son üç yıldır aralıksız yazmaya çalıştığım yazılarımı, yapımcılarından birisi olduğum ve senaryosunu yazdığım “Mendilim Kekik Kokuyor” adındaki uzun metraj sinema filminin çekimlerinden dolayı biraz aksatmak zorunda kaldım. Hiç olmazsa mazeretimi yazıya dönüştüreyim. 80’li yıllarda AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nde öğrenciyken, sınıf arkadaşlarımdan Mustafa Sekmen’le birlikte Çanakkale Savaşı hakkında tiyatro oyunu […]
İlk gösterilerinden biriydi… Krek Tiyatro’nun yıllar sonra sahnelediği oyunun ayrıntılarından habersiz olarak Volkswagen Arena’ya gittik. Berkun Oya’nın yazıp yönettiği ‘Dünyada Karşılaşmış Gibi’ oyununda farklı bir tiyatro deneyimi yaşayacağımız fuayede ortaya çıktı. Son dakikaya kadar salona alınmayınca ister istemez meraklandık. Fuaye kalabalıklaştıkça karşı merakımız katlandı. En sonunda üç yüz elli civarındaki seyirciyle birlikte farklı kapılardan salona […]
Bu köşedeki yazılarımın takipçileri, 2015 yılında, Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılı dolayısıyla düzenlenen senaryo yarışmasında birincilikle ödüllendirilen “Mendilim Kekik Kokuyor” isimli sinema filmi senaryomu anımsar belki… Bir dönem filmi olarak kaleme aldığım senaryoyu birkaç satıra sığdırmak kolay değil ama “Bir yanda gencecik iki amcaoğlu ve aşık oldukları kasabanın en güzel kızı Elif, diğer yanda Çanakkale Savaşında […]
En medyatik haliyle; ailesinin alışılagelmiş sınırlarının dışına çıkan kadının yaşamını ‘namus meselesi’ haline dönüştürmek ve aile büyüklerinin kararıyla canına alıcı olmak… Bu gibi haberlerle gazetelerin üçüncü sayfalarında karşılaştığımızda, genellikle şöyle bir fotoğrafa göz atıyor, biraz daha meraklısı haberi yalandan okuyor, çok daha duyarlı olanları da ‘Yazık olmuş kadına…’ diyerek sonraki habere geçiyor. Biz Anadolu topraklarında […]
En medyatik haliyle; ailesinin alışılagelmiş sınırlarının dışına çıkan kadının yaşamını ‘namus meselesi’ haline dönüştürmek ve aile büyüklerinin kararıyla canına alıcı olmak… Bu gibi haberlerle gazetelerin üçüncü sayfalarında karşılaştığımızda, genellikle şöyle bir fotoğrafa göz atıyor, biraz daha meraklısı haberi yalandan okuyor, çok daha duyarlı olanları da ‘Yazık olmuş kadına…’ diyerek sonraki habere geçiyor. Biz, Anadolu topraklarında […]
Üç bin deniz miline uzanan katamaran yolculuğumuzun son durağı Yunan adaları… İyonya denizindeki karşılama töreni ‘Albakor’ cinsi orkinosun oltamıza takılmasıyla başladı. Daha önce yakaladığımız lambukalar ve ara sıra oltamıza takılan poşetlerden edindiğimiz deneyimle hayalini kurduğumuz balığı yakalamaya hazırdık: Kimi zaman misinayı gevşeten, kimi zaman boşluğunu alan Mehmet Hamamcıoğlu balığı yormaya çalışıyor. Kaptan Ömer Arıcan katamaranın […]
Türk tiyatrosunun önemli oyuncularından ve seslendirme sanatçılarından Mehmet Atay’a “TİYARO ÜÇARTIBİR” ve mart ayında seyircisiyle buluşan “SOKRATES’İN SON GECESİ” oyunu hakkında sorular sorduk. İlk duraktan tiyatro yolculuğuna çıkmadıklarını ama tiyatro sanatı için “her oyun yeni bir atölyedir” düsturunu da unutmadan seyahatini en önde oturan bir yolcu olarak sürdüren Mehmet Atay’ın sözlerine kulak verelim. TİYATRO ÜÇARTIBİR […]
Temmuz ayında Atlantik’te başlayan deniz macerası, Ağustos ayının başlarında Akdeniz’de devam ediyor… Sert dalgalara Lagoon 40 serisi katamaranla karşı koyarak Balear Adaları’nın açıklarında ilerliyoruz. İki gündür tepemizdeki Akdeniz güneşiyle ve karşımızdan esen rüzgarlarla boğuşmaktan oldukça hırpalandık. Akdeniz’in en büyük ikinci adası Sardunya’ya yaklaşırken deniz sakinleşti. Bu durumu fırsata dönüştürerek 1700 metre derinlikteki turkuaz rengi sulara […]
Bir tiyatronun kulisine dönüşmüş sahne… Pek alışık olmadığımız höykürmeyle Bihter Dinçel’in yazdığı ‘Manik Atak’ başlıyor. Yılların eskitemediği kadın oyuncu Melike feryat figan içinde kapris atmakta. Eli ayağına karışan genç oyuncu Leyla da olabildiğince hoşgörülü davranışlarla uzlaşmaya çalışıyor ama dinleyene aşk olsun! Bu kapışmanın genç oyuncunun aklından geçenler olduğunu sahnenin sonunda anlıyoruz. İlk prova gününde tanıştığı […]
Atlantik’ten Akdeniz’e uzanan yazılara eylülde başlamıştık. Kış ayları da Akdeniz’in sıcak günlerini anımsayarak geçecek gibi… Anımsamak… Bir tarafından anımsadıklarımızla çoğalırken, diğer yandan anımsadıklarımızın arasında kaybolup gidiyor yaşamlar… İç içe geçmiş anıların arasında kısa bir yolculuk aslında; kimi zaman bir aşk eşlik ediyor yaşam yolculuğumuza, kimi zaman bir dost, bazen öylesine söylenmiş bir söz, bir kitap […]
Son zamanlarda televizyon dizilerinin çıkmazından bunalan sanatçılar, kendilerini tiyatro sahnelerine taşıyor. Dizi setlerinin otoritelerini tiyatronun yanılsamasına sığdırmak mümkün mü? Bu geçici bir heves mi? Bir nefeslenme molası mı? Çok geçmeden kameranın büyüsünü özlemeye başlarlar mı? Kamera arkasındaki birikimlerini tiyatro sahnesine taşıyabilirler mi? Sorular, sorular, sorular… Bu sorulara yanıt olur mu bilemem ama 9 Kasım 2018 […]
Gün Van Gogh sarısı yükseliyordu Lizbon üstüne… Portekiz’in ‘İlk fırsatta yeniden gel,’ diyen güzelliklerini arkamızda bırakarak Atlantik Okyanusu’nun derin sularını geri dönmüştük. Bir kez daha gökyüzü ile dalgaların arasındaki bilinmezliğe kendimizi bırakmıştık. Ruh halimizdeki değişimi Atlantik’teki yolculuğumuzun sonuna yaklaşmanın mutluluğu olarak mı değerlendirmeli? Yoksa okyanus deneyimiyle vedalaşmanın hüznü mü? Ya da ne olduğunun önemi var […]
Türk tiyatrosunda şimdilik bilinmeyen ama yakın zamanda fazlaca karşılaşacağımız Afrika kökenli bir yazar Koffi Kwahulé… Batı Afrika’daki Fildişi Sahili (Côte d’Ivoire) doğal kaynakları yüzünden, Portekizliler başta olmak üzere, İspanyollar, Hollandalılar, İngilizler ve son olarak da Fransızlar tarafından sömürülmüş. Çoğu Afrika ülkesinde olduğu gibi 2. Dünya Savaşı sonrasında güçlenen milliyetçilik dalgasıyla Fransızlardan yakalarını kurtarmışlar. Halkın direnişi […]
Bu yazımızda da Nerissa adındaki katamaranla yaptığımız yolculuk Atlantik kıyılarında devam ediyor…Ağustos ayının yirmi dördüncü günü…İsi sisli sisi puslu bir Portekiz gününde, okyanus dalgalarında yunuslarla oynaşmamız geride kaldı. Aşkın şaraba dönüştüğü Porto’ya doğru Douro Nehri’nde ilerliyoruz. Douro Vadisi’nin güneşli bağlarında yetişen Porto bölgesinin üzümleri, beş yüzyıldır Douro nehrinin kıyılarına teraslanmış ‘Quinta’ denilen şaraphanelerde işleniyor. ‘Barcos […]
400 yıl öncesinin İngiltere’sine şöyle bir uzanalım… O dönemde yerleşik tiyatro mekanları olmadığından, gezici gruplar halinde taşrayı dolaşan tiyatrocular, seyirci toplayabildikleri yerlerde gösterilerini sergilemekteydi. Londra’daki yerleşik gösteri mekanlarında ise danslı ve müzikli eğlenceler, din içerikli törenler, savaş silahlarıyla yapılan atraksiyonlar ya da eğitilmiş hayvanların gösterileri tercih ediliyordu. Bu arada horoz dövüşleri oldukça popülerdi. Bir kazığa […]
Bir önceki yazımda Atlantik kıyılarındaki Les Sables d’Olonne’dan yolculuğumuza başlamak üzereydik. Nerissa adını verdiğimiz Lagoon 40 serisi katamaranla haftalar sürecek maceramızı anlatmaya devam edelim… Atlantik’e açılmanın coşkusunu şampanyalarla kutladıktan sonra Fransa’nın şirin yerleşim merkezinden palamarları çözdük. Çok geçmeden Les Sables d’Olonne’nun altın sarısı plajları ışıldamaz oldu. Güneş muhteşem görüntüleriyle ufuk çizgisinden veda ederken Fransa’nın sahilleri […]
Kaz Dağları’nın eteklerinde… Güneş zeytin ağaçlarının ardından kendini göstermeye çalışırken çadırımızdan anlaşılmaz konuşmalar yükseliyor. Komşu çadırdakiler ister istemez seslere kulak kabartmış. Anlamlandırmaya çalışıyorlar. Tek başına anlaşılır gibi görünen kelimeler arkası arkasına dizildiğinde anlamsızlaştıkça anlamsızlaşmakta… Konuşmalarımızın şifresini çözemeyen komşularımız, bahçenin öteki ucuna çadırını kuran Murat Karahüseyinoğlu’ndan “Çadırın içinden garip konuşmalar geliyor. Bir saattir dinliyoruz ama hiçbir […]
Hiç yosun rengi okyanus dalgalarına ruhunuzu ve bedeninizi teslim edip, bir dalgadan diğerine taşıdınız mı? Bir kara parçasına ayağınızın günlerce değmediği, toprak kokusu yerine okyanusun isi sisli, sisi puslu havasını ciğerlerinize doldurduğunuz zamanlar oldu mu? Yaşlı dünyamızın yalnızca denizlerden ve gökyüzünden oluştuğu dönemlerinde kendinizi bulduğunuz duygusuna kapıldınız mı? Bir tarafınızda bütün canlılığıyla gökyüzüne doğru yükselen […]
Antalya bölgesi yurtdışı ve yurtiçinden gelen ziyaretçilerle dolup taşıyor. Geçen yıl biraz toparlanan turizm verileri, bu yıl da ‘Aman nazar değmesin!’ denilecek türden… Bu bölgenin aşırı sıcaklardan bunalan ya da başka yöreleri keşfetmeye meraklı insanları da Antalya dışındaki seçenekleri değerlendirmeyi tercih ediyor. Ben de onlardan birisi olarak Çanakkale sınırlarında bulunan Behramkale’ye doğru uzanıverdim. Yıllardır görmeyi […]
Bir tiyatro oyunu okuma isteği düştü aklıma; nedensizce, öylesine… Yaz aylarının gevşekliğinden mi bilemiyorum ama hangi oyunu okuyayım diye bana bakan tiyatro oyunlarının karşısında oynaşıp duruyorum. Bir biçimde yolumun kesiştiği yazarların okunmayı ve yorumlanmayı bekleyen tiyatro oyunları gözümün önünde ama görev sorumluluğuyla oyun okumak istemiyorum. Daha başka bir şey olmalı; eskiden okuduklarımdan biri mesela… Ama […]
Bir sanat şehri olması hayaliyle yaşadığımız Antalya… Bu topraklar tiyatroya ilham veren tanrılardan miras olduğu için nereye giderseniz gidin, antik dönemlerden kalma bir tiyatro binası yolunuza çıkar. Taş basamaklarına oturup, sahneye doğru baktığınızda, 2500 yıl öncesinin tiyatro şenlikleri gözlerinizin önünde belirmeye başlar. Bu yıl Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından 9’uncusu düzenlenen Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali’nin, […]
İlk kitabı Kırmızı Kedi’den yayınlanan Leylâ Çapan’ı Antalya’da yakalayınca, birbiriyle dans eden öykülerin içtenlikle yazıldığı ‘Adı Yağmur’ kitabı hakkında keyifli bir söyleşi yapmadan İstanbul’a göndermedik. – Daha önce çeşitli dergilerde okuduğum öykülerinin çoktan kitap halinde dönüşmesi gerekiyordu. Neden şimdiye kadar geciktirdin ki? LEYLA ÇAPAN- Yazmak beni her zaman çok heyecanlandıran bir uğraştı. Kendime bile itiraf […]
Bir sanat şehri olması hayaliyle yaşadığımız Antalya… Bu topraklar tiyatroya ilham veren tanrılardan miras olduğu için nereye giderseniz gidin, antik dönemlerden kalma bir tiyatro binası yolunuza çıkar. Taş basamaklarına oturup, sahneye doğru baktığınızda, 2500 yıl öncesinin tiyatro şenlikleri gözlerinizin önünde belirmeye başlar. Bu yıl Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından 9’uncusu düzenlenen Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali’nin, […]
Bu satırlarda gözleriniz dolanıyorsa, öyle ya da böyle okuma alışkanlığınız var demektir. Türk insanı günün altı saatini televizyon izlemeye ayırıyor, günde ortalama üç saatini internete bağlı olarak geçiriyor ve geriye kalan zamanın yalnızca bir dakikasını kitap okumaya ayırıyor. Siz de hızlı bir okumayla yazının sonuna ulaşırsanız, ülkemizin okuma ortalamasını yakalamış olacaksınız. Bundan sonra okuyacağınız yazılar […]
Tek kişilik oyunlara, tiyatronun olmazsa olmazı sayılan ‘iki oyuncu-bir seyirci’ alışkanlığının dışına çıkıldığı için temkinli yaklaşılır. İkinci oyuncu olmadığından tiyatronun temel unsurlarından olan diyalog gerçekleşmez. Diyaloğun olmadığı yerde çatışma da yok sayılır. Ya Türk tiyatrosunun meddah geleneğinin üstadı sayılan Kavuklu Hamdi’den Cem Yılmaz’a uzanan ustalıklı anlatım becerileriyle derdinizi ortaya dökeceksiniz ya da ikinci oyuncuyu günümüz […]
İlkbaharın gelişini muştular cemreler… Birinci cemrenin 20 Şubat’ta havaya, ikinci cemrenin 27 Şubat’ta suya, üçüncü cemrenin 6 Mart’ta toprağa düştüğü varsayılır. Her cemrenin düşüşü içimizdeki coşkuyu güçlendirir. Bizi sıcak havalara yaklaştırırken, heveslendirip, heyecanlandır. Bu böyle olduğu halde cemrelerin düşeceği günler çoğumuzun ezberinde değildir. Bir gazete haberinde ya da arkadaş sohbetleri arasında kulağımıza çalınır, sonraki cemre […]
İlkbaharın gelişini muştular cemreler… Birinci cemrenin 20 Şubat’ta havaya, ikinci cemrenin 27 Şubat’ta suya, üçüncü cemrenin 6 Mart’ta toprağa düştüğü varsayılır. Her cemrenin düşüşü içimizdeki coşkuyu güçlendirir. Bizi sıcak havalara yaklaştırırken, heveslendirip, heyecanlandır. Bu ruh hali batı medeniyetlerinin temel taşlarını oluşturan Antik Yunanlıları da tetiklemiş ve doğanın yeniden uyanışını, M. Ö. 5. yüzyılda Dionysos onuruna […]
Biz zamanlar Anadolu topraklarında tiyatro kutsal, tiyatro sahneleri mabetlerden farksızmış, tiyatroya sevdalı oyuncular sahneleri doldurur ve onlara hayran seyirciler yaşamın anlamını izledikleri oyunlarda bulurmuş, derken gökten üç elma düşmüş, birinin adına sinema diyelim, biri televizyon olsun, üçüncü elmanın adına da sizler karar verin… Bir zamanlar tiyatro eğitimi almadan oyunculuk yeteneğini sahneye taşımak mümkünken, günümüz koşullarında […]
Biz zamanlar Anadolu topraklarında tiyatro kutsal, tiyatro sahneleri mabetlerden farksızmış, tiyatroya sevdalı oyuncular sahneleri doldurur ve onlara hayran seyirciler yaşamın anlamını izledikleri oyunlarda bulurmuş, derken gökten üç elma düşmüş, birinin adına sinema diyelim, biri televizyon olsun, üçüncü elmanın adına da sizler karar verin… Bir zamanlar tiyatro eğitimi almadan oyunculuk yeteneğini sahneye taşımak mümkünken, günümüz koşullarında […]
Zaman acımasız ve adaletsiz doğası gereği… Türk tiyatrosunun geleneksel tarafında simgeleşen Kel Hasan’ın kavuğunu, uzun yıllar İsmail Dümbüllü taşımıştır. Bu kavuk İsmail Dümbüllü’ye hayranlığıyla tiyatro yolculuğuna başlayan Münir Özkul’a, 1968 yılında oynadığı Kanlı Nigar oyunundaki başarısından dolayı, ‘Sen kitaplı tiyatrodan geliyor olsan da yerine göre Pişekar, yerine göre Kavuklu olmayı başardın. Kavuk senin hakkın…’ diyen […]
Zaman acımasız ve adaletsiz doğası gereği… 3 ay önce (18 Ekim 2017) Kadıköy Taşra Kabare’de Tiyatrotem’in sahneye koyduğu ‘Aşk, Ayrılık ve Başka Şeyler’ oyununun prömiyerini izlemeye gitmiştik. Son dakika programı yaptığımız için olan Ayşe Selen ile Şehsuvar Aktaş’a önceden haber veremedik. Doğal olarak salonda yer yoktu. Bir başka sefere bırakmaya meyilliydik ama koşulları zorlayarak salondan […]
Bu yılın birinci yazısını William Shakespeare’in gençlik döneminde yazdığı, Özdemir Nutku’nun çevirisini yaptığı, Dejan Projkovski’nin İstanbul Devlet Tiyatrosu çatısı altında başarıyla sahnelediği Romeo ve Juliet üstüne olsun. Bol ödüllü Makedon yönetmen “Fırtına”, “Karamazov Kardeşler”, “Hamlet”, “Danton’un Ölümü”, “Martı”, “Tartuffe”, “Othello” ve “Anna Karenina” gibi klasikleşmiş eserleri, alışılmışın dışında yorumlayışıyla tanınıyor. Geride bıraktığımız yıllarda, Makedonya Ulusal […]
Sınır Taşı oyununu bilir misiniz? Tüm sınırların kalktığı dünya düzenini düşleyen insanlar için yöreselden evrensele uzanan seyirlik oyunlardan biridir Sınır Taşı… On binlerce yıllık insanlık tarihinden süzülerek günümüze uzanan oyun çıkarma rütielleri, Anadolu topraklarında yaşama tutunmanın ve Anadolu insanının kendini dile getirmesinin yolu olmuştur. Köy yaşamında arazi sınırlarından kaynaklanan anlaşmazlıklar çoktur. Bir karış toprak yüzünden […]
Etiket yok
Tek kitapla dünya kurtulmaz, sen sen ol, diğerlerine de göz at… Yaşam sanattan çok daha güçlü…
Etiket yok
En büyük düşman zamandır aslında; senden alıp götürdükleri de ganimetleri…   Her şey olacağına varıyor ve biz de peşinden koşarak uyum sağlamaya çalışıyoruz…
Her yıl olduğu gibi Antalya’da düzenlenen sanat etkinliklerinin başında 54. yılını geride bırakan Antalya Film Festivali geliyor. Bu yıl beklenmedik bir kararla ulusal filmler birbiriyle yarışmak yerine, uluslararası filmlerle yarışmak zorunda bırakıldı; kimi sinemacı kararı yerinde bulurken, çoğunluğun bakış açısı olumsuz oldu. Ön elemeyi geçerek uluslararası kategoride yarışmayı başaran Andaç Haznedaroğlu’nun yönettiği ‘Misafir’ filmi de […]
Sınır Taşı oyununu bilir misiniz? Tüm sınırların kalktığı dünya düzenini düşleyen insanlar için yöreselden evrensele uzanan seyirlik oyunlardan biridir Sınır Taşı… On binlerce yıllık insanlık tarihinden süzülerek günümüze uzanan oyun çıkarma rütielleri, Anadolu topraklarında yaşama tutunmanın ve Anadolu insanının kendini dile getirmesinin yolu olmuştur. Köy yaşamında arazi sınırlarından kaynaklanan anlaşmazlıklar çoktur. Bir karış toprak yüzünden […]
Etiket yok
Oyunun Adı: Mendilim Kekik Kokuyor Hedef Seyirci: Gençlik  Oyunun Biçimi: Epik Tarihi Oyun Bölüm: İki Perde Dekor: Simgesel Aksesuarlar Kostüm: 1915 Yılı Dönem Kostümü Oyuncu Sayısı: 14 (Erkek: 11, Kadın: 3) (Oyuncu sayısı farklı olarak sahnelenebilir.) Yardımcı Oyuncu: En az 10 yardımcı oyuncu Not: Dans ve müzik konusunda yetenekli yardımcı oyuncular tercih edilmelidir. “Bu tiyatro […]
Etiket yok
Oyunun Adı: İlk Gece Hedef Seyirci: Yetişkin Oyunun Biçimi: Absürd Güldürü Bölüm: İki Perde Dekor: Tek Dekor (Belli bir dönemi yansıtmayan, gerçekçi formu bozulmuş, gerdek gecesi için hazırlanmış bir yatak odası…) Kostüm: Dönemi belirsiz gelinlik, damatlık ve yazarın kıyafeti Oyuncu Sayısı: 3 (Erkek: 2, Kadın: 1) Yardımcı Oyuncu: Yok Not: Erkek yazarın yalnızca sesi kullanılabilir. […]
Bir çocuk oyunu yazmalıyım belki de; içinde pil olan, pille çalışan bir çocuk oyunu…
Diz boyu mutsuzluk… Psikolojik destekler, antidepresanlar, kocakarı ilaçları, alternatif tedavi yöntemleri, grup terapileri, Uzakdoğu felsefeleri, yaşam koçları, diyet uzmanları, fitness programları, astroloji, metafizik arayışlar, vs… Bir türlü ulaşılamayan mutluluğun anahtarı Alice Herz Sommer’ın yaşamında olabilir mi? Bir piyanist olarak yetiştirilen Alice Herz Sommer, 1903 yılında Prag’da doğar. Franz Kafka, Freud, Rilke’nin konuk olduğu varlıklı ve […]
Bir erkek oyuncu gelir aklımıza; açık ya da kapalı bir mekanda olduğunu umursamadan, omzunda mendili ve elinde sopasıyla kalabalığın karşısına çıkar; akıcı konuşması, nükteli sözleri, taklit becerisi, doğaçlama yeteneği, yeri geldiğinde şarkılar söyleyişi, kültürel ve sanatsal birikimi, saymakla bitmez meddahın meziyetleri… Tek dekoru oturduğu sandalyedir ama izleyenleri mekandan mekana sürükler. Tek kostümü geleneksel kıyafeti olduğu […]
Rus Edebiyatının 19. yüzyıldaki büyük ustalarından Lev Nikolayeviç Tolstoy ve büyük eserleri ‘Savaş ve Barış’ ile ‘Anna Karenina’… Çar tarafından sevilen ve sayılan aristokrat ailesinin Yasnaya Polyana’daki geniş topraklarında dünyaya gelen ve küçük yaşlarda annesini, ardından da babasını kaybeden Tolstoy akrabaları tarafından yetiştirilir. Öğrenimini tamamlamak için gittiği Moskova’da Fransızcasını ilerleterek Voltaire’i ve J. J. Rousseau’yu […]
Bu satırlar Hatice Bozkurt üstüne… İş yaşamının zorlu basamaklarını engellere takılmadan tırmanmayı beceren Hatice Bozkurt’un başarılarına ailesinden birisi olarak tanığım. Zor olanı başaran kadınlarımız giderek çoğalıyor ama yazımızdaki başarı hikayesi bunun da ötesinde… Türk Turizminin çaresizlik içinde kıvrandığı 2016 yılında, Kadınlar Çiçek Açıyor Platformu’nun mimarı olan Hatice Bozkurt, değişik ülkelerin kadınları Antalya’da buluşturmuştu. Çiçek desenli […]
Zor bela tahammül ettiğimiz şehir yaşamı… Ne zaman açıldığını anımsayamadığımız televizyondan yayılan akıl sağlığımızı bozmaya yönelik görüntüler, hava kirliliği bir yanda, diğer tarafta bitmek tükenmek bilmeyen araçların gürültüsü; iş yaşamının depresyona sürükleyen ortamından, çok katlı betonarme binaların sıkışmışlığına uzanan post modern dünyada yolculuk… Bir an önce yaz tatili gelse de kendimizi şehrin dışına atsak hayalleri; […]
Bir sanat etkinliğini Türkiye’de sürekli hale getirebilmek pek kolay değil; ya elini taşın altına sokacak sponsor bulunamıyor ya da kamu kurumlarının sponsorluk anlayışına teslim olarak hayalini kurdukları etkinliklerin amacından uzaklaşılıyor. Bu kısır döngüye teslim olmayan tiyatro sanatçıları Eftal Gülbudak ve Ümran İnceoğlu, imece usulüyle düzenledikleri Taylıeli Köyü Uluslararası Kültür Sanat Şenliği “Köyümüzde Şenlik Var” projesinin […]
Yaz ayları geldiğinde… Yurtiçi ya da yurtdışında tatile çıkmayı düşünenlerin aklından Antalya seçeneği eksik olmaz. Kimi Belek-Alanya hattının meraklısıdır. Kimi Kemer-Kaş taraftarını sever. Antalya sahilleri ‘deniz kum güneş’ sevdalılarına sayısız tatil mekanları sunmaktadır. Bu arada geçen turizm sezonunun faciaya dönüştüğünü ve içinde bulunduğumuz sezonun da ahım şahım geçmediğini vurgulayarak, denizle bağlantısı olmayan Isparta’yla ilgili yazımıza […]
Tunç Çağında başlayan Teke Yarımadası’ndaki deniz ticareti, engebeli ve geçilmesi zor kayalıkların arasındaki limanların sayesinde hareketliliğini yüzyıllar boyunca korumuştur. Bu yazıda Antalya’nın yakından tanıdığı işadamlarıyla (Can Hakan Karaca, Ali Eroğlu, Ömer Arıcan, Ahmet Erdal, İbrahim Öz ve ‘Misty Blue’ yelkenlisinin sahibi Mehmet Hamamcıoğlu) Teke Yarımadası’nın Antalya tarafındaki Likya limanlarının izini sürdük. Çok kaliteli süngerleri ve […]
‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ ya da Can Yücel’in ‘Bahar Noktası’ adıyla çevirdiği Shakespeare’in pastoral kıvamda komedisi… İlk olarak Shakespeare’e ‘tabusal alan’ muamelesi yapanların hafiften kulaklarını çınlatalım. Her dönemin tiyatrosunu kendinden sonraki kuşaklara taşıyan birbirinden değerli yazarın arasında Shakespeare’in de köşe taşlarından olduğuna kuşku yok. Bu durumu tabulaştırarak Bertolt Brecht’in tiyatrosuna, ‘Ver coşkuyu, göstermeci biçim nasıl […]
Fethiye’den Antalya’ya uzanan binlerce yıllık bereket… Biz demokrasi üstüne tartışmalar yaparken, Antik Yunan demokrasisini medeniyetin merkezine oturtup, Amerikan demokrasisini yerlere göklere sığdıramazken; gerçek demokrasinin yaşadığımız topraklarda doğduğunun kaç kişi farkında? Teke Yarımadasının bizden önceki egemenleri olarak bilinen Likyalıların topraklarında başkanlık seçimi yılda bir kez tekrarlanırdı. Oy hakkı şehirlerin nüfusuyla doğru orantılıydı. Başkanlık süresi bir yılla […]
İlk kötü haber… 6 Ocak tarihinde yayınlanan 679 karar sayılı KHK kapsamında “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan…” diye uzayıp giden suçlamalarla, AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nün sevilen ve sayılan hocalarından Doç. Dr. Süreyya Karacabey üniversitedeki […]
Bir kadın dergisinin okuru olarak, Antalya’nın kadınları tarafından oluşturulan ‘Kadınlar Çiçek Açıyor’ adındaki sivil toplum kuruluşunun, Antalya turizmine neler kattığından haberiniz var mı? Bir yıl önce Rusya’yla ilişkilerimizin koptuğu dönemde, Türk ve Rus kadınlarının el ele yaptığı dostluk gösterisi, ülkeler arasındaki bağların yeniden güçlenmesine vesile olmuştu. Bu yıl daha da büyük projeyle şehrimizin gündemine oturan […]
Zor referandum dönemi kendinden sonraki kuşaklara gerginliklerini taşıyarak geride kaldı. Bir önceki darbe anayasası oylanırken üniversite sıralarındaydık ve çoğunlukla kabul görmesi içimize sinmemişti. Şimdi çocuklarımızın üniversitede okuduğu ve hatta 18 yaş iradesinin sandığa yansıdığı yıllardayız. Bir kuşak boyunca eski anayasanın utancını sırtımızda taşıdığımız halde yenisini de elimize yüzümüze bulaştırdık. Aynı utancı çocuklarımızın da kendi çocuklarının […]
Geç kalanlardan birisi gibiyim ama olsun… Nesrin Üstkanat’ın 2009-10 sezonunda yönettiği ‘Geç Kalanlar’ oyununu Ankara Devlet Tiyatrosundaki dünya prömiyeri sırasında yazmaya niyetlenmiştim. Bir biçimde geciktim derken 2014-15 sezonunda Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosunda Nofel Valiyev’in rejisiyle yeniden karşıma çıktı. Son olarak da 2016-17 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında, yönetmen Nihat Alpteki’nin sahneye taşıdığı halini izleme […]
Geç kalanlardan birisi gibiyim ama olsun… Nesrin Üstkanat’ın 2009-10 sezonunda yönettiği ‘Geç Kalanlar’ oyununu Ankara Devlet Tiyatrosundaki dünya prömiyeri sırasında yazmaya niyetlenmiştim. Bir biçimde geciktim derken 2014-15 sezonunda Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosunda Nofel Valiyev’in rejisiyle yeniden karşıma çıktı. Son olarak da 2016-17 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında, yönetmen Nihat Alpteki’nin sahneye taşıdığı halini izleme […]
Pek farklı değil bakış açılarımız… Lise yıllarının sonuna yaklaştığımızda, iyi bir üniversitede okumayı, istediğimiz alanda ve de dolgun bir ücretle hayata atılmayı arzularız; iş yerinin çalışma koşulları da tatmin edici olmalı ki üniversitede dirsek çürüttüğümüze değmeli… Sözünü ettiğimiz üniversite yıllarının sonu göründüğünde, aşk dolu bir evliliğin tadını çıkarmaktan ve de çevredekilerin imrenerek baktığı çocuklarımızı büyütmekten […]
Pek de elim gitmedi yazmaya… Bir önceki yazının konusu 6 Ocak 2017 tarihli 679 sayılı KHK’yle AÜ DTCF Tiyatro Bölümüyle ilişkisi kesilen Doç. Dr. Süreyya Karacabey’di… Yeni yazıya zaman bulamadan 6 Şubat 2017 tarihli 686 sayılı KHK’yla 330 akademisyenin çeşitli üniversitelerle ilişkisi kesildi. Bu tombala listesinin en kalabalık kadrosu 72 akademisyenle Ankara Üniversitesi’ne ait. En […]
Her gelen yıl bambaşka macera… Yepyeni umutlar, yenilenen aşklar, akıllanmayanlara hayal kırıklıkları, akıllandığını sananlarda derin boşluklar, kayıp gidenler, boşlukları dolduranlar; bitip tükenmeyen memleket meseleleri, yılın ortasına gelmeden ‘bitse de gitsek’ durumları… Zor geçen 2016 yılını uğurlamaya çalışırken, yenisinin heyecanını silmeye, dünyamızı küçültmeye, alanlarımızı daraltmaya çalışan kötülükler de peşimizi bırakmaya niyetli değil. Bir yıl daha benzer […]
Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Tiyatro Bölümü’nün 12 Eylül darbesinden sonraki yılları… Pek de tiyatro eğitimi vermeye uygun olmayan sınıflarda, biricik sahnemizde, güneş görmeyen kulislerinde, ara sıra orta bahçede ve hatta hocalarımızın odalarındaki derslerle yaşama hazırlanan AÜ DTCF Tiyatro Bölümü mezunları, tiyatronun çeşitli alanlarındaki üretimlerini çoğaltmakta… Çok fazla alışılagelmiş düzenleri sevmeyen, özgür iradelerimizle hareket […]
İlk insanların mağara duvarlarına kazıdıkları resimler, konuşma dilinin olmadığı çağlarda bile, avcılık hikayelerini ballandıra ballandıra anlatanların olduğunu gösteriyor. Türk göçebe topluluklarının Asya’dan Anadolu’ya uzanan maceralarına da şaman hikaye anlatma geleneğinin yansımalarıyla tanıklık yapıyoruz. Dağ bayır demeden kopuzuyla dolaşan anlatıcı ozanlar, göçerlerin hikayesini sonraki kuşaklara taşıyor. İslamiyet döneminin hikaye anlatma geleneğinin temelinde Ehlibeyt sevgisi var. Arapçada […]
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhunu belirleyenlerin sanata bakış açısı, Anadolu insanının kültürel yaşamı derinden etkilemiştir. Tüm sanatları kucaklayan cumhuriyetin kurucu kadroları, gelişmiş uygarlıkların seviyesine ulaşmanın yolunun sanatçılardan geçtiğinin farkındadır. Devletin desteğiyle kurulan konservatuvar, Halkevleri ya da üniversiteler, batılı anlamda tiyatronun geniş kitlelere ulaşmasına olanak yaratır. Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkışlarını engelleyen yasakların kaldırılması ve tiyatroya […]
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhunu belirleyenlerin sanata bakış açısı, Anadolu insanının kültürel yaşamı derinden etkilemiştir. Tüm sanatları kucaklayan cumhuriyetin kurucu kadroları, gelişmiş uygarlıkların seviyesine ulaşmanın yolunun sanatçılardan geçtiğinin farkındadır. Devletin desteğiyle kurulan konservatuvar, Halkevleri ya da üniversiteler, batılı anlamda tiyatronun geniş kitlelere ulaşmasına olanak yaratır. Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkışlarını engelleyen yasakların kaldırılması ve tiyatroya […]
Türk tiyatrosunun Antalya ayağında, 30 küsur yılını tiyatroyla harmanlayan Abdullah Sürekli, Antalya Belediye Tiyatrosu’nun oluşumundaki temel direklerden birisidir. Tek kanallı TRT’in iktidarını sürdürdüğü 80’li yılların başlarında, birbirine yakın zamanlarda tiyatroya başlamış ve amatörlüğün coşkusuyla keyifli işler yapmıştık. O yıllarda Devlet Tiyatroları, kısıtlı sayıda oyunla Antalya’ya turne yapardı. Her tiyatro oyununu, büyükşehir olmayan Antalya Belediyesi’nin küçücük […]
“Nayinoma nayino nayinoma kurbani Çatma kaşlaruni da al vereyim bu cani” Bir önceki yazımda Antalya’dan Rize’ye uzanan deniz yolculuğumuzdan söz etmiştim. Dar alanda kısa paslaşmalarımız, Sprint ekibinin uyumu sayesinde fazlasıyla keyifliydi. İlk büyük patlama üstünden milyarlarca yıl geçtiği halde, Nasuh Mahruki’nin kahvaltı sohbetlerindeki ikna edici anlatımlarından dolayı ‘bing bang’ denilen olayın yolculuğumuzun hemen öncesinde yaşandığı […]
Türk tiyatrosunun Antalya ayağında, 30 küsur yılını tiyatroyla harmanlayan Abdullah Sürekli, Antalya Belediye Tiyatrosu’nun oluşumundaki temel direklerden birisidir. Tek kanallı TRT’in iktidarını sürdürdüğü 80’li yılların başlarında, birbirine yakın zamanlarda tiyatroya başlamış ve amatörlüğün coşkusuyla keyifli işler yapmıştık. O yıllarda Devlet Tiyatroları, kısıtlı sayıda oyunla Antalya’ya turne yapardı. Her tiyatro oyununu, büyükşehir olmayan Antalya Belediyesi’nin küçücük […]
15 Temmuz kanlı darbe girişiminin kirli çamaşırlar ortaya saçılırken, darbenin başını çekenin, McCarthycilik ruhuyla hareket eden Komünizmle Mücadele Derneği’nin kurucularından olduğunu öğrendiğime hiç ama hiç şaşırmadım… İlk ‘Kızıl Tehlike’ Ekim Devrimi’ni takip eden yıllarda Amerika Birleşik Devletleri’nde başlamış, komünizm düşüncesini savunan radikal sol gurupların ya da anarşistlerin cezaevlerine doldurulmasına neden olmuştu. Son dünya savaşını geride […]
Yaz günlerinin başlangıcıydı… Rıfat Ilgaz’ın ‘Karadeniz’in Kıyıcığında’ adlı romanını dizi filme dönüştürmek üzere İstanbul’da canhıraş çalışıyordum. Bir önceki yazımda dostluğumuzun boyutunu aktarmaya çalıştığım Can Hakan Karaca, Spring adındaki katamaranıyla çıkacakları Karadeniz yolculuğuna dahil olmamı istedi. Belki de Türkiye’de ilk kez Antalya’dan Rize’ye yelkenliyle gidilip gelinecekti. TRT’ye çekilen 13 bölümlük ‘Karadeniz’den’ belgeselinin senaryolarını yazmak amacıyla 2014 […]
Bu ayın yazısı, Antalya’nın başarılı iş adamlarından Can Hakan Karaca ve iş yaşamındaki 25. yılını geride bırakan Cantek Group üstüne olacak. Ülke ekonomisine sağladığı katma değeri, istihdam kapasitesini, üretim ya da ihracat verilerini ekonomi yazarlarına bırakarak, rakamların uzağında yazımızı akıtacağız. Yıl 1990’ı gösterirken, Sivas’taki asker ocağında Can Hakan Karaca’yla kesişen yollarımız, sabaha karşı tutulan nöbetlerde, […]
15 Temmuz… Bir sinsi gece ve peşinden sürüklenen akıl almaz gün… Her an tepemize bombalarını bırakacakmışçasına uçan jetler, kamu kurumlarına ya da beterin beteri TBMM’ne yağan bombalar, yolları kesen tanklar, acımasızca öldürülen sivil ya da üniformalı insanlar, bütün bunların arkasında devletin kılcal damarlarına kadar sızmayı başarmış vatan hainleri… Hiç de hafife alınmayacak aşağılık moloz yığını; […]
Pis bir darbe denemesinin, ‘Bu bir tiyatro…’ söylemiyle sosyal medyada karşılık bulmasının hemen öncesinde, Arnavutköy’deki bira muhabbetimize siyaseti bulaştırmış ve “Bir gitseler de kurtulsak yahu!” diye iktidar hakkında söyleniyorduk. Biz darbenin kalleşliğini aklımızın ucundan geçirmezken, boğaz köprülerini kapatan tanklar muhabbetimizi böldü. Uçaklar yalarcasına tepemizden geçmeye başladı. İçkilerini yarım bırakan müşteriler kaçarcasına uzaklaştı. Darbeler konusundaki pişkinliğimize […]
Bu hikayenin başlangıcı 101 yıl öncesine uzanıyor… Bir Anadolu köyünde yaşayan iki amcaoğlu, komşu köyün güzel kızına aşık olur. İkisi de askerlik yaşına gelmemiştir. Yaşı büyük olan Çanakkale’de savaşmak üzere gönüllülerin arasına katılır. Yaşı küçük olan da güzel kızı kaptırmamak için amcaoğlunun peşine takılır. Bu arada oyunbaz davranışlarla komşu köyün güzel kızını kendisine aşık etmiş […]
Bir alışveriş merkezi… Günün öğle saatlerinde yiyecek katına doluşmuş insanlar açlıklarını giderebilmenin telaşı içindeler… Üniversite çağlarındaki genç kızın yaşına uygun bedeni; uzun düz siyah saçlar, siyah kaşlar, siyah kirpikler, kahverengi gözler; mini eteğin altından başlayarak kahverengi çizmelerinin içine kadar uzanan ince siyah bir çorap… Masanı üstüne bırakılmış üç adetli gül demeti… Yalnız başına oturan genç […]