Çıkmaz Sokak Çocukları

Adı üstünde çıkmaz sokak çocukları…
Üst üste insanların yığıldığı metropollerde uyuşturulmuşluğun kokusuyla karşımıza çıkan, kimi zaman yalvarırcasına, kimi zaman da tehdit edercesine, üç beş kuruş para dilenerek yaşamaya çalışan…
Her fırsatta akla hayale gelmeyecek işlerde çalıştırılan, sömürülmeye uygun bedenleriyle seks kölesine dönüştürülen, uyuşturucu ya da silah kartellerinin elinde oyuncaklaştırılan, acımasız labirentlerde fareler gibi katledilen; gitgide uzayan listenin kurbanları arasında, insanlığın uzağına düşmüş çıkmaz sokak çocukları…
Az gelişmiş topraklarda yaşanılıyormuş gibi görünen gerçekleri belleklerimizde tutarak, kapitalizmin yeşerdiği Amerika’ya, Lyle Kessler’ın kalemiyle tiyatro sahnesine taşınan ‘Çıkmaz Sokak Çocukları’ oyununa uzanalım şimdi de…
İlk dönem absürt tiyatro yazarları, dış dünyanın tehlikelerini, iletişimsizliğin yabancılaşmaya, yabancılaşmanın da insansızlaşmaya dönüşmesi olarak tanımlamaktaydı. Aynı yaklaşımla 1983 yılında oyununu kurgulayan Lyle Kessler, dönemin gerçekliği içinde, tehlikenin televizyon ekranları aracılığıyla güvenli alanlarımıza sızdığına dikkat çekiyor.
Dış dünyanın tehlikeleri ya da yenidünya düzeninin sunmaya çalıştığı değerler şimdi de internet aracılığıyla gırtlağımıza kadar dayanmadı mı?
İki yetim kardeşten özürlü olan Phillip’in yaşamı, Kuzey Philadelphia varoşlarındaki lağım farelerinin cirit attığı evde geçmektedir. Evin dışındaki atmosferin alerjisini tetiklediğine inandığı için kapının önüne bile adımını atamaz. Bir sıradan Amerikalı gibi kapitalizmin sentetik dünyasını televizyondan izler. Karmakarışık sistemler zinciri olarak dünyayı algılayan Phillip, yaşamın temelindeki basitlikten uzaklaşmıştır. Her bilgiye izlediği televizyon programlarıyla ulaşan küçük kardeşin özürlü dünyası, alıntı cümlelerle biçimlenmektedir. Onun yerine başkaları düşünür nasıl olsa; kes yapıştır yani…
Evin dışındaki dünyaya, varoşun öfkesi ve nefretiyle uyum sağlayan ağabey Treat ise gücünü bıçağından almaktadır. Küçük soygunlarla evlerini geçindirir. Kardeşini tehlikelerden koruyabilmek için yaşadığı dünyaya alerjisinin olduğuna inandırmıştır. Dış dünyanın konservatif beslenme alışkanlıklarıyla karınlarını doyururlar. Her lokma, yeni sömürgecilik anlayışının yayılmacı politikasında, silahların yerini alan markalardan oluşmaktadır; gazlı içeceklerden mayonezine kadar; yersen artık…
Çok varlıklı birine benzeyen Harold’ın gelişiyle kardeşlerin kurulu düzeni bozulur. Mafyanın elinden kurtulmaya çalışan Harold, yetimhanede büyüyen çıkmaz sokak çocuklarındandır. Bir sihirbazın becerisiyle fare deliğindeki düzeni değiştirir. Sokak serserisi Treat’e sınıf atlatarak gangstere dönüştürmüştür. Dış dünyanın yalnızca tehlikelerle sınırlı olmadığını Phillip’e göstermeye çalışmaktadır. İki kardeşin umutları ve beklentileri, kendi gerçeklerinden uzaklaşmalarına neden olur. Harold’ın büyülü gerçeğinde yaşamayı tercih ederler. Bir annenin sevgisine duyulan özlemi anlatan yüksek ökçeli kırmızı ayakkabı yeniden evlerindedir. Dış dünyanın acımasız gerçeği ise hayal tanımayan katılığıyla çıkmaz sokak çocuklarını Amerikan rüyasından uyandırır.
Özü ve biçimi ‘Büyülü Gerçekçilik’ sanat akımının diliyle sahnede buluşturmayı başaran Mehmet Çevik, ‘Çıkmaz Sokak Çocukları’ oyununu gerçeğin büyüsüne dönüştürmüş. Bir sinema filmi akıcılığı içinde izlediğimiz tiyatro oyununda, Harold’ın duvara tebeşirle çizdiği mobilyalar dünyanın dibindeki mekanı yaşanılır kılıyor, hayali lamba butonu karanlık dünyalarını aydınlatıyor ya da tebeşirle oluşturduğu aynada Amerikan rüyasının gerçekleştiğine inanıyorlar. Son sahnenin şaşırtıcı finaliyle de yanılsamanın yerini gerçekler alıyor.
Dar ve basık dekorla üçünün sıkışmışlığını anlatacağını düşünürsünüz ama yönetmenin tercihi görkemli çelik konstrüksiyonun arasında kahramanların kaybolup gitmeleri üstüne olmuş. Bu dekor yaklaşımı dünyanın dibini göstermeyi amaçlayan sahne ışıklarının oyuna katkısını çoğaltıyor. Üç kişilik oyunda ister istemez oyuncuların yükü artar. Çok kez sahnedeki başarısına tanıklık yaptığım Aydın Sıgalı (Harold) demlenmiş oyunculuğuyla payına düşeni fazlasıyla yapıyor. En iyi oyuncu ödülüne ‘Çıkmaz Sokak Çocukları’ oyunundaki rolüyle uzanan Levent Muratoğlu’nun (Phillip) yaratıcı oyunculuğunu izlemekten zevk alıyorsunuz. Genç oyuncu Çağrı Mengüç (Treat) de kendini kanıtlamış oyuncuların arasında ekibi tamamlamayı başarmış.
İlk göreve geldiği günden başlayarak, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları’nın çatışmalı havasını değiştiren Genel Sanat Yönetmeni Mehmet Çevik’in yönettiği ‘Çıkmaz Sokak Çocukları’; Birinci Anadolu Tiyatro Ödülleri kapsamında iki (en iyi prodüksiyon ve en iyi oyun), Direkler Arası Seyirci Tiyatro Ödülleri kapsamında dört (en iyi oyun, en iyi yönetmen Mehmet Çevik, en iyi erkek oyuncu Levent Muratoğlu, en iyi ışık tasarımı Cafer Yiğiter) ödüle layık görüldü.
Anadolu’daki tiyatrolara burun bükenlerin yanıldıklarını anlayabilmeleri için ‘Çıkmaz Sokak Çocukları’ büyük bir fırsat, daha fazla gecikmeden seyircilerin arasındaki yerinizi ayırtın…

Categories: