Likya Yolu

SNOPSİS
Bir yol hikayesi antik dönemlerden kalan Phoenix’in yaşadıkları…
Bir evli erkeğe kalbini ve ruhunu teslim etmekten çekinmeyen tutkulu bir kadın; ya da her gün güneşe kavuşabilmenin hayaliyle kanatlarını çırpan ama güneşe yaklaştıkça yanıp kavrulan ve ertesi sabah küllerinden doğarak yeniden güneşe doğru kanatlarını çırpan mitolojik tanrı Phoenix…
Bu tutkulu kadının aşkına gereken karşılığı veremeyen bir erkek; ya da kendi vicdanıyla hesaplaşmaya çalışan erkeğin Likya yollarında giderek küle dönüşmesi…
Her adımında küle dönüşen erkeğin yanında bir genç kız; ya da ilk aşkından canı yanan genç kızın Likya yollarında karşılaştığı erkekle birlikte küllerinden doğmaya çalışması…
Aşk ve ihanetten, doğa ile insanın çatışmasına, çağdaş yaşamın karmaşık ilişkiler sarmalından, farklı ruhsal gelişimlere sahip insanların, doğa ile tarihin iç içe geçtiği Likya yollarında kesişen varoluş hikayesi…

MOTİVASYON YAZISI
Hiç küle dönüşmenin duygusuyla yaşadığınız oldu mu?
Ya da yeniden varoluşun sembollerinden sayılan Phoenix gibi küllerinizden doğmayı deneyimlediniz mi?
Ege ve Akdeniz mitolojisinin efsanevi kuşu Phoenix’in kendini güneşe adadığı söylenir; her gün güneşe doğru uçmakta, yolunu yarılamadan tutuşup yanmakta ve sonra da yeryüzüne savrulan küllerinden doğarak güneşe yolculuğuna yeniden başlamaktaymış.
Aşkın zirveleri keyiflidir, elde edebilmenin mutluluğu kolayca alışkanlığa dönüşür ama yitirmenin yarattığı çöküşler de insan içindir. Yeniden başlamaya cesareti olmayanlar umutsuzluğun ateşiyle küle döner. Ne yaşanırsa yaşansın, nerede yandığının ya da nasıl kavrulduğunun önemi yoktur; Phoenix gibi küllerinin arasından kanatlanıp uçabilmektir önemli olan…
Bir zamanlar ‘Işıklar Ülkesi’ olarak bilinen, doğa ile tarihin görsel şölene dönüştüğü Likya yollarında, kendi küllerinden doğmaya çalışanları anlatıyor öykümüz…
Cep telefonuna kaydettiği görüntülü mesajlarla öykümüzün merkezine oturan kadının aşkına yolculuğu da Phoenix’in efsanesinden farksızdır aslında; kendini Phoenix olarak adlandırması bunun için ama Likya yollarında sürüklendiği keşmekeşliğin içinden sıyrılarak küllerinden doğmayı başarabilecek mi?
O tutkulu kadının aşkını, evliliğinin dişlileri arasına sıkıştıran, olması gereken yerde ve zamanda olamayarak aşkını çıkmaza sürükleyen Sinan, Likya yollarında küllerinden doğabilecek midir?
İlk aşkının ihanetiyle dünyanın sonuna geldiğini düşünen ama Phoenix’in aşkına tanık oldukça düşmenin değil de ayağa kalkmanın önemli olduğunu kavrayan Ceren’in Likya yollarındaki öyküsü nerelere uzanacak?
Aşk denilen duygunun değerini bilemeyen Togay’ın, kaybetmeyi intikam hırsına dönüştürmesinin, Likya yollarındaki karşılığı ne olacak?
Son sözümüz de “Küle döndüysen, yeniden güle dönmeyi bekle ve geçmişte kaç kere küle dönüştüğüne değil, kaç kere yeniden küllerinin arasından doğrulup, yeni bir gül olduğunu hatırla,” diyen Mevlana’nın olsun…

Ayrıntılı bilgi için:

www.likyayolufilmi.com

adresinden web sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.