Nasip Apartmanı

SNOPSİS
Bu hikaye köyden kente taşınan çarpık yaşamların gölgesinde geleceğe tutunmaya çalışanların hikayesidir. Hızla göç alan şehirlerdeki kentleşme gün geçtikçe daha çarpık bir hal almaktadır; kaçak ve özensiz yapılar, altyapı ve üstyapı hizmetlerinin ulaşmadığı yerleşim merkezleri…
Göç eden insanların yaşamları da binaların durumundan farklı sayılmaz. Bu insanlardan bazıları eğitimlerini tamamladıktan sonra taşraya geri dönmemiştir. Taşrada kendilerini gerçekleştiremeyenler şehirlerdeki yaşamı umut olarak görmektedir. İzlerini kaybettirmek isteyenler de büyük şehirleri tercih etmektedir. Bir kısmı ise neden gittiğini bile bilmez; bir akrabası, bir dostu, bir komşusu metropole taşınmıştır, o da peşlerinden sürüklenir…
Bu göçün en sıkıntılı tarafı ise ahlaki çöküntüdür. Özünden uzaklaşmış ve köklerinden kopmuş insanların kimi cahillikten, kimi ise ekonomik koşulların zorlaması ya da başka nedenlerle göç ettikleri kentlerin düzenine uyum sağlayamamakta, süreç içinde yok olup gitmekte, hatta kendileriyle birlikte çevrelerini de yok etmektedir.
Bir köy okulunda eğitimine başlayan, öğretmen olduktan sonra İstanbul’da ailesini kuran ve emekliliğinin yaklaştığı yıllarda yılın öğretmeni seçilerek mesleğinin doruklarına ulaşmayı başaran Kemal’in hikayesi; terk edilmiş binaların birinde, sokak çocuklarıyla birlikte yaşayan, onlarla aynı kaderi paylaşan ve kurtuluş umudunu hırsızlıktan elde edeceği paraya bağlayan Heybet’in hikayesiyle kesişmiştir. İstanbul’daki kötülüklerle mücadele edebilmek için sabahlara kadar suçluların peşinde koşan komiser Sedat soymaya niyetlendiği evin sahibidir. İlk denemesinde komiser Sedat’ın karısıyla karşılaşacak, başına yediği tencere yüzünden de hırsızlık düşüncesiyle intikam olgusu birbirine karışacaktır. Bir yanda bıçağıyla terör estiren sokak çocuğu Heybet’in dertleri yetmezmiş gibi, diğer yanda varlıklı ailesinin şımartarak yetiştirdiği Denizhan, cebinde taşıdığı bıçağıyla arkadaşlarını korkutmaktadır. İletişimsizliğin yabancılaşmaya, yabancılaşmanın insansızlaşmaya dönüştüğü İstanbul’da, yılın öğretmeni seçilen Kemal ile adalet peşinde koşan Komiser Sedat’ın çabaları düzenin çarpıklıklarını törpülemeye yetecek mi?
Kemal ‘yılın öğretmeni’ seçilecek kadar başarılı bir eğitimci olduğu halde ‘sokak çocuğu’ olarak tanımladığımız Heybet’in yaptığı kötülüklere engel olamayacaktır. Güvenliğimizi sağlamakla görevli olan Komiser Sedat ise ailesinin güvenliğini bile sağlamakta yetersiz kalacaktır. Bir parçalanmış ailenin kurbanı olarak dedesinin köyünde yaşamak zorunda kalan küçük kızın, fantastik bir karşılaşmayla yılın öğretmeninin karşısına çıkışı, gelecek kuşakların yaşamlarına katkı sağlayabilecek çözümü beraberinde getirecektir.
En azında küçük kızın geleceği için bir umut kapısıdır.