Etiket: Antalya

Zor bir yıl olarak hatırlanacak 2020’yi mitoloji hakkındaki bilgilerimi tazeleyerek geçirdim. Yeri gelmişken ‘Yunan Mitolojisi’ olarak ezberlerimizde bulunan ‘Ege Mitolojisi’nin Yunan coğrafyasından daha fazla Anadolu’da geçtiğini bilmekte fayda var.   Antalya’da çekimlerini yaptığımız ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ adındaki sinema filmimizi Mart ayında vizyona sokmuştuk. Likya Yolu’yla ilgili filmimizin çekimlerine de Mayıs ayında başlayacaktık. Bir anda dünyanın akışı değişti. ‘Ne oluyor?’ demeye fırsat bulamadan pandemi nedeniyle evlerimize kapandık. O günlerden beridir de yaşamlarımız allak bullak. Biz […]
“Bellerophontes tanrıların eliyle vardı oraya.  Gelince Lykia’ya, Xanthos Nehri’ne,  yaygın Lykia’nın kralı onu saydı.  Ağırladı onu tam dokuz gün,  dokuz tane öküz kurban etti.  Gül parmaklı Şafak görününce onuncu günü,  Bellerophontes’e sordu,  damadımdan getirdiğin işaret hani, dedi.”  Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ‘2020 Patara Yılı’ ilan edilince, Likya uygarlığı hakkındaki yazılarla karşınıza gelmeye özen gösterdim. Kaş ilçesinin sınırlarında bulunan Patara hakkında bilmediklerimi öğrenip, öğrendiklerimi de olabildiğince paylaşmaya çalışıyorum. Bu yıl Patara hakkındaki keyifli sohbetlere de vesile oldu. […]
Bir Antalyalı yazar olarak yetiştiğimiz topraklara sorumluluğumuzun olduğunu düşünüyorum. Bu nedenle senaryosunu yazdığım ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ isimli sinema filminin Antalya’da çekilmesini arzuladım.   En başta Çanakkale olmak üzere, değişik yörelerden talepler geldiği halde çekimlerimizi Kemer ile Akseki ilçelerinde yapmayı tercih ettik. Bu vesileyle de Antalya’nın coğrafi ve iklimsel olarak doğal sinema platosu olduğunu sektördeki arkadaşlarımıza yeniden hatırlattık. Uzun ve maceralı sürecin sonunda, Çanakkale Savaşı’nın 100. yılında birincilik kazanan senaryom, 6 Mart 2020’de sinema seyircisiyle buluştu. Mart ayının […]
Tiyatro meraklılarına “En sevdiğin mitolojik karakter hangisi?” diye sorduğunuzda “Prometoheus,” yanıtını çoğundan alırsınız.  “Neden Prometoheus?”  “Zeus’tan ateşi çalıp, insanlara verdi.”  “Derdi neydi de tanrıların ateşini insanlara vermeyi kendine görev edindi?”  Bu derdi kendine dert edinen tragedya yazarı Aiskhylos (MÖ 525-455) Ege ve Akdeniz Mitolojisi’nin karizmatik tanrısı Prometheus hakkında üç tragedya yazmış. Üçlemenin birinci tragedyası ‘Zincire Vurulmuş Prometheus’ (Prometheos Desmotes) günümüze ulaşarak tiyatrocuların sevdiği oyunlardan birine dönüşür. Ne yazık ki ’Zincirinden Kurtulmuş Prometheus’ (Prometheos Lyomenoss) ile ‘Ateş Taşıyan Prometheus’ (Prometheos Pyrphonos) tragedyaları günümüze ulaşmayı başaramaz.  En kısa tarafından ‘Zincire Vurulmuş Prometheus’ tragedyasını özetleyecek […]
Teke Yarımadası’ndaki binlerce yıllık geçmişiyle Anadolu’nun kadim uygarlıklarından birisine dönüşen Lykialılardan yeterince haberdar olup olmadığınızı bilemiyoruz ama…   Belki de Caretta-Carettaların milyonlarca yıldır yumurtalarını bıraktığı uçsuz bucaksız Patara sahilindeki liman kentinin arkeolojik ve tarihsel değerlerini dünyaya duyurmayı hedefleyen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2020 yılını ‘Patara Yılı’ ilan ettiğinden haberiniz yoktur.  Belki de bilinen en iyi demokratik yönetim biçiminin, demokrasinin beşiği olarak kabul edilen Atina’da değil de Anadolu’daki Lykia topraklarında olduğundan, Likya Birliği’ndeki yönetim sisteminin en küçük yerleşim birimine kadar yayıldığını “Eğer mükemmel bir […]
Zeus’un ölümsüz oğlu Apollon’un, Lykia topraklarında bulunan Patara’daki kutsal hurmalıkta doğduğunu daha önceki yazımda anlatmaya çalışmıştım: Ana tanrıça Leto, amcasının oğlu Zeus’tan hamile kalarak Olympos tanrılarından Apollon ile Artemis’i dünyaya getirir. Ege mitolojisinin zengin anlatımı içinde, Artemis önce doğmuş ve kardeşi Apollon’un günlere yayılan doğumuna yardımcı olmuştur. Bu nedenle de Antik Helenlerin kutsal kitabı olarak kabul edilen Homeros Destanı’nda Tanrı Apollon’un Anadolulu olduğu açıkça belirtilmektedir.  Bir parça kurcalayınca Apollon’un dışındaki birçok Antik Helen tanrısının da Helenlerden önceki Anadolu bağlantısına kolayca ulaşabiliyorsunuz. Bu böyle olduğu halde Olympos Tanrıları zamanındaki Anadolu’nun kültürel zenginlikleri ‘Karanlık Dönem’ […]
Ey can yoldaşım benim,  savaştan kaçmanın sonu ne,  yaşlanmadan, ölümsüz yaşamak mı?  Bunu bilseydim, ne kendim savaşırdım en önde,  ne de seni yollardım erlere ün veren savaşa,  neylersin, ölüm tanrıçaları gözler yolumuzu,  bir ölümlü kaçamaz onlardan, kurtulamaz.  Hadi gidelim görelim bakalım,  biz mi düşmana ün veririz,  yoksa düşman mı ün verir bize?”   Sarpedon  Zeus’un ölümsüz oğlu Apollon’un Patara’daki kutsal hurmalıkta doğduğunu yazmıştım…  Çok çapkın olduğu […]
Ege Denizi’nin iki yakasında ve irili ufaklı yüzlerce adasında M.Ö. 14. yüzyıldan sonra yaşananların, batı mitolojisine kaynaklık ettiğini söylemek pek de yanlış olmaz. Sözlü anlatım geleneğiyle kuşaktan kuşağa aktırılan Egeli tanrıların hikayeleri zaman içinde yörenin inancına dönüşmüştür.   Ege mitolojisinde Zeus, Olympos tanrılarının başındaki tanrıdır. Bir zamanlar titanların başındaki babası Kronos’a meydan okumuş, titan soylu amcalarının ve kardeşlerinin desteğiyle titanların tanrılığına son vermiştir. Eski titan tanrıların yerine ‘Dağların Zirvesi’ anlamına gelen Olympos’ta, kardeşleri, eşleri ve […]
Laf lafı açıp, lafın arasına ‘Tanrı Apollon’ eklendiğinde, gözlerimizin önüne Olympos tanrılarından yakışıklı bir erkeğin görüntüsü gelir; çoğu zaman başında defne yapraklarından yapılmış çelenk, bazen elinde sanatın tanrısı olduğunu anlatan lir ya da Kithara, bazen de savaşçı kişiliğini vurgulayan ok ya da yay…  Ege mitolojisinde Zeus, Olympos tanrılarının başındaki tanrıdır. Bir zamanlar titanların başındaki babası Kronos’a meydan okumuş, titan soylu amcalarının ve kardeşlerinin desteğiyle titanların tanrılığına son vermiştir. Eski titan tanrıların yerine ‘Dağların Zirvesi’ […]
Geride kalan günleri fazlaca eşeliyoruz ister istemez…  Bu Covit-19 vesileyle evlere tıkıldığımız günlerde, Antik Yunan mitolojisinin birbirinden fantastik tanrılarını, tanrıların tanrısı Zeus ile Semele’den dünyaya gelen şarap tanrısı Dionysos’u, Antik Yunan uygarlığının Arkaik Çağı sayılan MÖ 7. ve 6. yüzyıllarda Dionysos onuruna düzenlenen bağbozumu şenliklerinde söylenen dithirambos şarkılarından tragedyanın doğuşunu, MÖ 5. yüzyılın popüler tragedya yazarından Sophokles’i, onun hayat verdiği tragedya kahramanlarından “Ben bu dünyaya kin değil, sevgi paylaşmaya geldim,” sözleriyle belleklerimizde kalıcı hale dönüşen Antigone’yi derken, tiyatronun başlangıcını yeniden anımsamaya çalıştım.  Bir Akdenizli olarak, Teke Yarımadası’nda (Antalya ile […]
Sizi batı uygarlığının büyük destanı İlyada’da “anaforlu Ksanthos’un kıyılarında, uzak ve semiz Lykia toprakları” olarak sözü edilen diyarlara götüreceğim; kendini Trimmili halkı olarak tanımlayan Lykialıların yaşadığı Ksanthos Vadisi’ne…   Üç bin yıl öncesinde Lykia toprakları Ksanthos Vadisi’yle sınırlıydı.   Vadinin ortalarında kıvrılarak dolaşan Ksanthos Irmağı (Bugünkü adıyla ‘Eşen Çayı’) Tlos Antik Şehri’nin yakınından geçer. En eski yerleşimlerin birisi olarak bilinen Tlos Antik Şehri, denizden oldukça içeride, güvenli dağların arasına gizlenmiştir. Tlos’un akropolünden dikkatlice bakıldığında, sarp kayaların üstüne kurulan Pınara Antik Şehri’nin akropolünü görmek mümkündür. Dik yamacındaki görkemli kaya mezarlarıyla tanrıları kıskandıran Pınara da Ksanthos Vadisi’nin önemli yerleşimlerindendir.   Yaz kış gözetmeden vadiyi dolaşan anaforlu Ksanthos Irmağı, Seki Çayı ile Alagöz Çayı’nın katılımıyla coşkusuna […]
Biz doğanın uyanışını dağların tepelerinde ya da denizin kıyısında karşılamaya alışığız ama koronavirüs (Kovid-19) salgını yüzünden nisanda başımızı evimizden dışarı çıkaramaz olduk. Mayıs da benzer biçimde geçecek gibi görünüyor. Bahar aylarında gezip gördüklerimizi paylaşmaya alışmışken, 2020 baharı okuduklarımızın üstünden yazılar oluşturmanın zamanı…  Bir önceki yazımızda “Batıdan Anadolu’ya bakanlar tarihi nasıl okuyor?” diye sormuştuk.   İki yüzyıl öncesinde yazılan klasik arkeoloji ‘batıdan doğuya uzanan medeniyet’ temeli üstüne kurgulanmıştır. Romalı siyaset adamı […]
27 Mart buruk geçti elbette…  Uzaktan uzağa gönderilmiş birkaç soluk mesaj, keyifsiz telefon görüşmeleri ve sosyal medyada dolaşan niteliksiz klişelerle dolup taştı koronavirüs mağduru Dünya Tiyatro Günü…  Bu vesileyle, aramızda olmayan ama 80’li yıllardaki varlıklarıyla AÜ DTCF Tiyatro bölümünde yarınlarımıza yön veren Prof. Dr. Sevda Şener’e, Metin And’a, Ergin Orbey’e, Turgut Özakman’a, Prof. Dr. Nurhan Karadağ’a, Prof. Dr. Sevinç Sokullu’ya ve uzun ömürler dilediğim geriye kalan hocalarıma minnet duygularımı ifade etmeden geçmeyeceğim elbette…  O tiyatro insanları sayesinde Antik Yunan mitolojisinin […]
Dört ulusal ödülle Antalya’nın belediye tiyatrolarındaki çalışmaları taçlandırılan Abdullah Sürekli, 2020 yılında da 6. Anadolu Tiyatro Ödülleri kapsamında ‘Başarı Emek Ödülü’ne layık görüldü. – Bol ödüllü tiyatro insanıyla Antalya’daki belediye tiyatrolarını konuştuk. ABDULLAH SÜREKLİ- Ben tiyatroya 1981 yılında başladığımda, Antalya Belediyesi henüz büyükşehir olmamıştı. Öncelikle Müfit Kayacan’ın belediye personeli oluşu ve Hasan Subaşı’nın belediye başkanlığı […]
AŞT (Antalya Şehir Tiyatroları) hakkındaki yazımın devamı niteliğinde Abdullah Sürekli’yle yaptığım sohbeti sizlerle paylaşmak istiyorum. A. KADİR BOZKURT- Antalya Belediyesi’nin çatısı altındaki tiyatro yolculuğumuz aynı yıllarda başlamıştı. Ben Ocak 2020 sayısında kendimle ilgili kısmını yazdım. Bu yazımız da Abdullah Sürekli’nin belediye tiyatrolarındaki yolculuğuyla ilgili olsun. ABDULLAH SÜREKLİ- Ben tiyatroya 1981 yılında başladığımda, Antalya Belediyesi henüz […]
Yeni yılın yazısı 80’li yılların başlarında tiyatroyla tanışmamı sağlayan Antalya Şehir Tiyatroları hakkında olsun. Bir çocuk oyununu Antalya Belediyesi’nin (büyükşehir olmadığı yıllarda) çatısı altında amatörce sahnelemiş ve sahne tozuna bulaşmanın coşkusuyla AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nün öğrencileri arasında kendimi bulmuştum. O yıllarda ikisi devlet konservatuvarı olmak üzere dört tiyatro okulu vardı. Antalya’ya diplomalı tiyatrocuların yolu pek […]
Yeni yılın yazısı 80’li yılların başlarında tiyatroyla tanışmamı sağlayan Antalya Şehir Tiyatroları hakkında olsun. Bir çocuk oyununu Antalya Belediyesi’nin (büyükşehir olmadığı yıllarda) çatısı altında amatörce sahnelemiş ve sahne tozuna bulaşmanın coşkusuyla AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nün öğrencileri arasında kendimi bulmuştum. O yıllarda ikisi devlet konservatuvarı olmak üzere dört tiyatro okulu vardı. Antalya’ya diplomalı tiyatrocuların yolu pek […]
Ne zaman Antalya’mızın akıllanacağı bilinmez ama dünyada ‘Akıllı Kentler’ (Smart Cities) hızla çoğalıyor. Hızlı kentleşmeden kaynaklanan nüfus yoğunluğu sizlerin de yaşam kalitesini düşürüyordur. Kamu kurumlarına yolunuz düştüğünde aksiliklerin sonu gelmiyor. Her iş öyle aslında. Bir yanda yoğun trafik, diğer yandan zararlı egzoz gazı emisyonları derken, arabanızda geçirdiğiniz zamanlar eziyete dönüşüyor. Park yeri bulabilmek ise başlı […]
Türk tiyatrosunu, Dramatik Köy Seyirlik Oyunları üzerine yaptığı çalışmalarla zenginleştiren, oyuncu, tiyatro araştırmacısı, yönetmen ve akademisyen Prof. Dr. Nurhan Karadağ 22 Ekim 2015 tarihinde aramızdan ayrılmıştı. Çok değerli tiyatro insanını “Anadolu Tiyatrosunun Köylüsü-Nurhan Karadağ” adındaki 472 sayfalık bilimsel nitelikli kitabında anlatan sınıf arkadaşım Yusuf Sağlam’la uzun bir sohbet yaptık. – Bir zamanlar A.Ü. DTCF Tiyatro […]
On bin yıl ya da çok daha öncesinde insanların buğday tohumunun farkına varışıyla insanlığın evrimi bambaşka bir mecraya sürüklendi. Anadolu topraklarında başladığı varsayılan tarımcılık avcı-toplayıcı insan topluluklarını yerleşik düzende yöneltti. Günümüzün önemli besin ürünleri tarımın yaşamımıza girişiyle evcilleştirilmeye başladı. İlk evcilleştirilen ürünlerin arasında buğday, pirinç, arpa, darı ve mısır, mercimek, fasulye, tatlı patates ve gölevez […]
Ne sıcaktan bunalıyorsunuz ne de soğuyan havalar keyfinizi kaçırabiliyor, kar kış kıyamet bizlerden bütünüyle uzakta… Yaz aylarının boğucu sıcakları, rekorlar üstene rekorların kırıldığı turizm sezonuyla geride kadı. Okulların açılması hepimizin yaşamını belirliyor. Çoğu insan tatilden dönmenin enerjisiyle yoğun çalışma ortamına kendini hazırlamış. Bazıları ise önümüzdeki yazın programlarını şimdiden yapmış bile. Biz de sonbaharın güzelliklerini yaşamasını […]
Fethiye-Kalkan arasındaki Xanthos Vadisi’nin güneybatı ucunda bulunan Patara Antik Kenti’nin sürprizleri bitecek gibi değil… Patara Antik Kenti’ndeki yerleşimlerin İlk Tunç Çağı’na (5.000 yıl öncesine) kadar uzandığını pek bilenimiz yoktur. Geç Tunç Çağı’nda (3.300 yıl öncesinde) Hitit kralının Lukla Seferi’ni anlatan Yolburt Yazıtı’nda adaklar adanan kutsal bir dağ olarak anılır. Bu topraklardan MÖ 334-333 yıllarında Büyük […]
Kemer ve Akseki’de çekimlerini gerçekleştirdiğimiz ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ adındaki uzun metraj sinema filmimizin setinden bazı anıları paylaşmak istiyorum. Film çekimlerimizi Phaselis Antik Kenti’nin yakınındaki özel arazide yapmayı tercih etmiştik ama bitişiğindeki kampta doğada ruhunu dinlendirme niyetli müşterilerle doluydu. Yan tarafındaki dereden geçmeye çalışan jeneratör kamyonumuz suya battı. Bu da hesapta olmayan bir terslikti! Yarım günümüzü […]
Üç beş sinema filminin setinde bulunmuştum ama ilk kez senaryosunu yazdığım bir filminin setindeyim. Bir de yapım ortaklarındanım. Bu yüzden “Mendilim Kekik Kokuyor” filminin oyuncularına hayranlığımı dile getirmekten öteye taşınan sorumluluklarım da var. Uzun metraj sinema senaryom, 2015 yılında, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi tarafından düzenlenen yarışmada birinci seçilmişti. 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından […]
100. sayının satırları arasında olmamak olmaz! Son üç yıldır aralıksız yazmaya çalıştığım yazılarımı, yapımcılarından birisi olduğum ve senaryosunu yazdığım “Mendilim Kekik Kokuyor” adındaki uzun metraj sinema filminin çekimlerinden dolayı biraz aksatmak zorunda kaldım. Hiç olmazsa mazeretimi yazıya dönüştüreyim. 80’li yıllarda AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nde öğrenciyken, sınıf arkadaşlarımdan Mustafa Sekmen’le birlikte Çanakkale Savaşı hakkında tiyatro oyunu […]
Bu köşedeki yazılarımın takipçileri, 2015 yılında, Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılı dolayısıyla düzenlenen senaryo yarışmasında birincilikle ödüllendirilen “Mendilim Kekik Kokuyor” isimli sinema filmi senaryomu anımsar belki… Bir dönem filmi olarak kaleme aldığım senaryoyu birkaç satıra sığdırmak kolay değil ama “Bir yanda gencecik iki amcaoğlu ve aşık oldukları kasabanın en güzel kızı Elif, diğer yanda Çanakkale Savaşında […]
En medyatik haliyle; ailesinin alışılagelmiş sınırlarının dışına çıkan kadının yaşamını ‘namus meselesi’ haline dönüştürmek ve aile büyüklerinin kararıyla canına alıcı olmak… Bu gibi haberlerle gazetelerin üçüncü sayfalarında karşılaştığımızda, genellikle şöyle bir fotoğrafa göz atıyor, biraz daha meraklısı haberi yalandan okuyor, çok daha duyarlı olanları da ‘Yazık olmuş kadına…’ diyerek sonraki habere geçiyor. Biz Anadolu topraklarında […]
En medyatik haliyle; ailesinin alışılagelmiş sınırlarının dışına çıkan kadının yaşamını ‘namus meselesi’ haline dönüştürmek ve aile büyüklerinin kararıyla canına alıcı olmak… Bu gibi haberlerle gazetelerin üçüncü sayfalarında karşılaştığımızda, genellikle şöyle bir fotoğrafa göz atıyor, biraz daha meraklısı haberi yalandan okuyor, çok daha duyarlı olanları da ‘Yazık olmuş kadına…’ diyerek sonraki habere geçiyor. Biz, Anadolu topraklarında […]
400 yıl öncesinin İngiltere’sine şöyle bir uzanalım… O dönemde yerleşik tiyatro mekanları olmadığından, gezici gruplar halinde taşrayı dolaşan tiyatrocular, seyirci toplayabildikleri yerlerde gösterilerini sergilemekteydi. Londra’daki yerleşik gösteri mekanlarında ise danslı ve müzikli eğlenceler, din içerikli törenler, savaş silahlarıyla yapılan atraksiyonlar ya da eğitilmiş hayvanların gösterileri tercih ediliyordu. Bu arada horoz dövüşleri oldukça popülerdi. Bir kazığa […]
Bir sanat şehri olması hayaliyle yaşadığımız Antalya… Bu topraklar tiyatroya ilham veren tanrılardan miras olduğu için nereye giderseniz gidin, antik dönemlerden kalma bir tiyatro binası yolunuza çıkar. Taş basamaklarına oturup, sahneye doğru baktığınızda, 2500 yıl öncesinin tiyatro şenlikleri gözlerinizin önünde belirmeye başlar. Bu yıl Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından 9’uncusu düzenlenen Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali’nin, […]
Bir sanat şehri olması hayaliyle yaşadığımız Antalya… Bu topraklar tiyatroya ilham veren tanrılardan miras olduğu için nereye giderseniz gidin, antik dönemlerden kalma bir tiyatro binası yolunuza çıkar. Taş basamaklarına oturup, sahneye doğru baktığınızda, 2500 yıl öncesinin tiyatro şenlikleri gözlerinizin önünde belirmeye başlar. Bu yıl Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından 9’uncusu düzenlenen Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali’nin, […]
Biz zamanlar Anadolu topraklarında tiyatro kutsal, tiyatro sahneleri mabetlerden farksızmış, tiyatroya sevdalı oyuncular sahneleri doldurur ve onlara hayran seyirciler yaşamın anlamını izledikleri oyunlarda bulurmuş, derken gökten üç elma düşmüş, birinin adına sinema diyelim, biri televizyon olsun, üçüncü elmanın adına da sizler karar verin… Bir zamanlar tiyatro eğitimi almadan oyunculuk yeteneğini sahneye taşımak mümkünken, günümüz koşullarında […]
Biz zamanlar Anadolu topraklarında tiyatro kutsal, tiyatro sahneleri mabetlerden farksızmış, tiyatroya sevdalı oyuncular sahneleri doldurur ve onlara hayran seyirciler yaşamın anlamını izledikleri oyunlarda bulurmuş, derken gökten üç elma düşmüş, birinin adına sinema diyelim, biri televizyon olsun, üçüncü elmanın adına da sizler karar verin… Bir zamanlar tiyatro eğitimi almadan oyunculuk yeteneğini sahneye taşımak mümkünken, günümüz koşullarında […]
Sınır Taşı oyununu bilir misiniz? Tüm sınırların kalktığı dünya düzenini düşleyen insanlar için yöreselden evrensele uzanan seyirlik oyunlardan biridir Sınır Taşı… On binlerce yıllık insanlık tarihinden süzülerek günümüze uzanan oyun çıkarma rütielleri, Anadolu topraklarında yaşama tutunmanın ve Anadolu insanının kendini dile getirmesinin yolu olmuştur. Köy yaşamında arazi sınırlarından kaynaklanan anlaşmazlıklar çoktur. Bir karış toprak yüzünden […]
Her yıl olduğu gibi Antalya’da düzenlenen sanat etkinliklerinin başında 54. yılını geride bırakan Antalya Film Festivali geliyor. Bu yıl beklenmedik bir kararla ulusal filmler birbiriyle yarışmak yerine, uluslararası filmlerle yarışmak zorunda bırakıldı; kimi sinemacı kararı yerinde bulurken, çoğunluğun bakış açısı olumsuz oldu. Ön elemeyi geçerek uluslararası kategoride yarışmayı başaran Andaç Haznedaroğlu’nun yönettiği ‘Misafir’ filmi de […]
Sınır Taşı oyununu bilir misiniz? Tüm sınırların kalktığı dünya düzenini düşleyen insanlar için yöreselden evrensele uzanan seyirlik oyunlardan biridir Sınır Taşı… On binlerce yıllık insanlık tarihinden süzülerek günümüze uzanan oyun çıkarma rütielleri, Anadolu topraklarında yaşama tutunmanın ve Anadolu insanının kendini dile getirmesinin yolu olmuştur. Köy yaşamında arazi sınırlarından kaynaklanan anlaşmazlıklar çoktur. Bir karış toprak yüzünden […]
Diz boyu mutsuzluk… Psikolojik destekler, antidepresanlar, kocakarı ilaçları, alternatif tedavi yöntemleri, grup terapileri, Uzakdoğu felsefeleri, yaşam koçları, diyet uzmanları, fitness programları, astroloji, metafizik arayışlar, vs… Bir türlü ulaşılamayan mutluluğun anahtarı Alice Herz Sommer’ın yaşamında olabilir mi? Bir piyanist olarak yetiştirilen Alice Herz Sommer, 1903 yılında Prag’da doğar. Franz Kafka, Freud, Rilke’nin konuk olduğu varlıklı ve […]
Bu satırlar Hatice Bozkurt üstüne… İş yaşamının zorlu basamaklarını engellere takılmadan tırmanmayı beceren Hatice Bozkurt’un başarılarına ailesinden birisi olarak tanığım. Zor olanı başaran kadınlarımız giderek çoğalıyor ama yazımızdaki başarı hikayesi bunun da ötesinde… Türk Turizminin çaresizlik içinde kıvrandığı 2016 yılında, Kadınlar Çiçek Açıyor Platformu’nun mimarı olan Hatice Bozkurt, değişik ülkelerin kadınları Antalya’da buluşturmuştu. Çiçek desenli […]
Zor bela tahammül ettiğimiz şehir yaşamı… Ne zaman açıldığını anımsayamadığımız televizyondan yayılan akıl sağlığımızı bozmaya yönelik görüntüler, hava kirliliği bir yanda, diğer tarafta bitmek tükenmek bilmeyen araçların gürültüsü; iş yaşamının depresyona sürükleyen ortamından, çok katlı betonarme binaların sıkışmışlığına uzanan post modern dünyada yolculuk… Bir an önce yaz tatili gelse de kendimizi şehrin dışına atsak hayalleri; […]
Tunç Çağında başlayan Teke Yarımadası’ndaki deniz ticareti, engebeli ve geçilmesi zor kayalıkların arasındaki limanların sayesinde hareketliliğini yüzyıllar boyunca korumuştur. Bu yazıda Antalya’nın yakından tanıdığı işadamlarıyla (Can Hakan Karaca, Ali Eroğlu, Ömer Arıcan, Ahmet Erdal, İbrahim Öz ve ‘Misty Blue’ yelkenlisinin sahibi Mehmet Hamamcıoğlu) Teke Yarımadası’nın Antalya tarafındaki Likya limanlarının izini sürdük. Çok kaliteli süngerleri ve […]
Fethiye’den Antalya’ya uzanan binlerce yıllık bereket… Biz demokrasi üstüne tartışmalar yaparken, Antik Yunan demokrasisini medeniyetin merkezine oturtup, Amerikan demokrasisini yerlere göklere sığdıramazken; gerçek demokrasinin yaşadığımız topraklarda doğduğunun kaç kişi farkında? Teke Yarımadasının bizden önceki egemenleri olarak bilinen Likyalıların topraklarında başkanlık seçimi yılda bir kez tekrarlanırdı. Oy hakkı şehirlerin nüfusuyla doğru orantılıydı. Başkanlık süresi bir yılla […]
Bir kadın dergisinin okuru olarak, Antalya’nın kadınları tarafından oluşturulan ‘Kadınlar Çiçek Açıyor’ adındaki sivil toplum kuruluşunun, Antalya turizmine neler kattığından haberiniz var mı? Bir yıl önce Rusya’yla ilişkilerimizin koptuğu dönemde, Türk ve Rus kadınlarının el ele yaptığı dostluk gösterisi, ülkeler arasındaki bağların yeniden güçlenmesine vesile olmuştu. Bu yıl daha da büyük projeyle şehrimizin gündemine oturan […]
Geç kalanlardan birisi gibiyim ama olsun… Nesrin Üstkanat’ın 2009-10 sezonunda yönettiği ‘Geç Kalanlar’ oyununu Ankara Devlet Tiyatrosundaki dünya prömiyeri sırasında yazmaya niyetlenmiştim. Bir biçimde geciktim derken 2014-15 sezonunda Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosunda Nofel Valiyev’in rejisiyle yeniden karşıma çıktı. Son olarak da 2016-17 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında, yönetmen Nihat Alpteki’nin sahneye taşıdığı halini izleme […]
Geç kalanlardan birisi gibiyim ama olsun… Nesrin Üstkanat’ın 2009-10 sezonunda yönettiği ‘Geç Kalanlar’ oyununu Ankara Devlet Tiyatrosundaki dünya prömiyeri sırasında yazmaya niyetlenmiştim. Bir biçimde geciktim derken 2014-15 sezonunda Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosunda Nofel Valiyev’in rejisiyle yeniden karşıma çıktı. Son olarak da 2016-17 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında, yönetmen Nihat Alpteki’nin sahneye taşıdığı halini izleme […]
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhunu belirleyenlerin sanata bakış açısı, Anadolu insanının kültürel yaşamı derinden etkilemiştir. Tüm sanatları kucaklayan cumhuriyetin kurucu kadroları, gelişmiş uygarlıkların seviyesine ulaşmanın yolunun sanatçılardan geçtiğinin farkındadır. Devletin desteğiyle kurulan konservatuvar, Halkevleri ya da üniversiteler, batılı anlamda tiyatronun geniş kitlelere ulaşmasına olanak yaratır. Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkışlarını engelleyen yasakların kaldırılması ve tiyatroya […]
Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin ruhunu belirleyenlerin sanata bakış açısı, Anadolu insanının kültürel yaşamı derinden etkilemiştir. Tüm sanatları kucaklayan cumhuriyetin kurucu kadroları, gelişmiş uygarlıkların seviyesine ulaşmanın yolunun sanatçılardan geçtiğinin farkındadır. Devletin desteğiyle kurulan konservatuvar, Halkevleri ya da üniversiteler, batılı anlamda tiyatronun geniş kitlelere ulaşmasına olanak yaratır. Türk ve Müslüman kadınların sahneye çıkışlarını engelleyen yasakların kaldırılması ve tiyatroya […]
Türk tiyatrosunun Antalya ayağında, 30 küsur yılını tiyatroyla harmanlayan Abdullah Sürekli, Antalya Belediye Tiyatrosu’nun oluşumundaki temel direklerden birisidir. Tek kanallı TRT’in iktidarını sürdürdüğü 80’li yılların başlarında, birbirine yakın zamanlarda tiyatroya başlamış ve amatörlüğün coşkusuyla keyifli işler yapmıştık. O yıllarda Devlet Tiyatroları, kısıtlı sayıda oyunla Antalya’ya turne yapardı. Her tiyatro oyununu, büyükşehir olmayan Antalya Belediyesi’nin küçücük […]
“Nayinoma nayino nayinoma kurbani Çatma kaşlaruni da al vereyim bu cani” Bir önceki yazımda Antalya’dan Rize’ye uzanan deniz yolculuğumuzdan söz etmiştim. Dar alanda kısa paslaşmalarımız, Sprint ekibinin uyumu sayesinde fazlasıyla keyifliydi. İlk büyük patlama üstünden milyarlarca yıl geçtiği halde, Nasuh Mahruki’nin kahvaltı sohbetlerindeki ikna edici anlatımlarından dolayı ‘bing bang’ denilen olayın yolculuğumuzun hemen öncesinde yaşandığı […]
Türk tiyatrosunun Antalya ayağında, 30 küsur yılını tiyatroyla harmanlayan Abdullah Sürekli, Antalya Belediye Tiyatrosu’nun oluşumundaki temel direklerden birisidir. Tek kanallı TRT’in iktidarını sürdürdüğü 80’li yılların başlarında, birbirine yakın zamanlarda tiyatroya başlamış ve amatörlüğün coşkusuyla keyifli işler yapmıştık. O yıllarda Devlet Tiyatroları, kısıtlı sayıda oyunla Antalya’ya turne yapardı. Her tiyatro oyununu, büyükşehir olmayan Antalya Belediyesi’nin küçücük […]
Yaz günlerinin başlangıcıydı… Rıfat Ilgaz’ın ‘Karadeniz’in Kıyıcığında’ adlı romanını dizi filme dönüştürmek üzere İstanbul’da canhıraş çalışıyordum. Bir önceki yazımda dostluğumuzun boyutunu aktarmaya çalıştığım Can Hakan Karaca, Spring adındaki katamaranıyla çıkacakları Karadeniz yolculuğuna dahil olmamı istedi. Belki de Türkiye’de ilk kez Antalya’dan Rize’ye yelkenliyle gidilip gelinecekti. TRT’ye çekilen 13 bölümlük ‘Karadeniz’den’ belgeselinin senaryolarını yazmak amacıyla 2014 […]
Bu ayın yazısı, Antalya’nın başarılı iş adamlarından Can Hakan Karaca ve iş yaşamındaki 25. yılını geride bırakan Cantek Group üstüne olacak. Ülke ekonomisine sağladığı katma değeri, istihdam kapasitesini, üretim ya da ihracat verilerini ekonomi yazarlarına bırakarak, rakamların uzağında yazımızı akıtacağız. Yıl 1990’ı gösterirken, Sivas’taki asker ocağında Can Hakan Karaca’yla kesişen yollarımız, sabaha karşı tutulan nöbetlerde, […]
Hoş kahve kokusu… Bir garsonun, Falezlerin üstündeki denize sıfır mekanların birinde, servis tepsisindeki kahveyle yanımızdan geçtiğini düşünelim. Ben Atatürk Parkı’nı tercih ederim ama sizin seçiminiz Lara taraflarında mekanlar olabilir. Şeker oranını önceden belirttiğiniz Türk kahvesi siparişinize itirazım olmaz ama benim tercihim süt ve şeker ilavesi olmayan filtre kahve… Az önce siparişini verdiğimiz kahvemiz, güneş tepemize […]
Bir doğal anıt niteliğindeki Antalya’nın Falezleri… Çok nadir olarak doğada bulunan falezlerin oluşumu milyonlarca yıla yayılıyor. Ben de yüzbinlerce yıllık geçmişe uzanan insan soyundan birisi olarak, deniz seviyesinden 35 metre yukarıya uzanan falezlerden, Akdeniz’in köpürttüğü dalgalara bakmaktayım. Kışa hazırlanan sonbaharın tadını çıkarıyorum. Yaz aylarının coşkusu ile sonbaharın hüzünlü duygusallığı arasında dolanırken, çağrışımların dünyasında kopup gitmişim […]
Yetmişli yılların Antalya’sı… O döneme altmışlı yıllarından yadigar otobüslerin biriyle Kemer taraflarındaki düğüne gitmek üzere ailece yola çıkmıştık. Bir uzun yol hikayesi Antalya ile Kemer arasında bizleri bekliyormuş da haberimiz yokmuş… Çok geçmeden Batı Toros Dağları’nın denize uzanan eteklerinde saatler süren yolculuğumuz, gerilim filmlerine dönüştü. Sert kayaların oyulmasıyla açılmış taş toprak yoldaydık. Klima kavramıyla tanışmamış […]
Her zamankinden sıcak bir yaz mı yaşanıyor? Yaz aylarının sonuna doğru, nem bir yandan, sıcak diğer yandan, kimi klimaların dibinde zaman öldürmekte, kimileri ise klimasız ortamlarda yanıp tutuşmakta… Şehir merkezinin 3 kilometre batısındaki Konyaaltı Plajı, falezlerin bitiminden, Beydağları’nın gölgelerine doğru uzanır. Çakıl taşlarının arasında deniz keyfi yapmaya niyetlenenler için harika bir seçimdir. Şehir merkezinin diğer […]
Bazen… Hiç beklemediğiniz nesneler yaşamınızdaki ölümsüzlerin arasında yerini alır. Ona her bakışınızda geçmişin anıları gözünüzün önünde canlanıverir; unutulduğu düşünülen insanlar ya da mekanlar yeniden anımsanır, bir zaman dilimi tekrar yaşam bulur belleklerde; bir taş parçası, bir kahve fincanı, bir kartpostal, kurutulmuş bir papatya, bir nazar boncuğu, bir deniz kabuğu, bir küçük not, akla hayale gelmeyecek […]
Sanatla Yeniden Hayata… Sanatın dokunduğu yerlerdeki izlerin yakından tanığıyım; hatta kendi yaşamımı da örneklerin arasına gönül rahatlığıyla ekleyebilirim. Sanatın büyülü dünyası, yok olmak ile var olmak arasında güzel bir eşiktir; kayıplar dünyasında kendini bulmak için mükemmel bir kılavuzdur; seni sana anlatır, seni sen yapar sanat… Bir parçası olduğum ‘Sanatla Yeniden Hayata’ projesi kapsamında; madde bağımlılığı […]
Bir deniz cadısı… İyi bir dosttur deniz cadısı; insanlarla barışık, doğayla barışık, kendinle barışık… Kuzey Atlantik kıyılarından, okuduğunuz sayfalara uzanan efsanede, denize ve rüzgara hükmettiğine inanılan büyücü kadınlar, dev dalgaların arasına sıkışan yelkenlilere yardımcı olur, denizcileri dualarıyla fırtınalardan koruyabilecek düğümler yaparlarmış… Dalgalarla ve rüzgarla barışık deniz cadılarından birisi olan Aydan Karaca, Antalya’nın iş kadınlarından; denize […]
Bir tiyatro okulundan mezun olmanı özgüveniyle, ödüllü oyunlardan amatör çalışmalara kadar, tiyatro sahnelerinde izlediklerimi beğenmesi kolay olmuyor. “Hoş bir oyundu ama…” diye başlayan cümlenin devamına, pek azı övgü, çoğunluğu yergilerle dolu yorumlar ister istemez dökülüyor dudaklarımdan. O işi eleştirmenlere bırakmak yerine, uzman görüşü bildirircesine, arkası arkasına eleştirilerimi sıralıyorum. Bir ay önce AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nden […]
Bu satırlar, güneş ışıklarının Oğlak Dönencesi’ne dik geldiği, kuzey yarımkürede günlerin uzamaya ya da güney yarımkürede kısalmaya başladığı kış gündönümüne denk geldi; 2014 ‘ha bitti, ha bitecek’, 2015 ‘ha geldi ha gelecek’ kıvamındaki günlerden birine… Son yıllarını İstanbul’da geçiren birisi olarak, Antalya’ya dönüşlerim alışılmışın dışında çalkalanmalara neden oluyor. Bir süre kendimi gözlemledikten sonra yazıya dönüşmek […]
Bir dost… Bu dostumu anlatmaya çalışırken ‘Kırk bin nüfuslu Antalya yıllarının tanınmış ailelerinden birinin oğlu,’ diyerek, ayrıntılarla zaman yitirmeden konumuza girelim… Bir köpek… Bu dostumun köpeklerinden biri Birleşik Krallık kökenli; iki karış uzunluğunda, bir karış yüksekliğinde, akıllı mı akıllı, sevimli mi sevimli, yeri geldiğinde kendinden büyüklere meydan okuyan, kimi zaman boyunun ölçüsünü alan, kimi zaman […]
Büyüdüğüm şehirdir Antalya… En neşeli günlerim Antalya’nın sokaklarında geçmiş, Konyaaltı plajlarında dillere destan maceralar yaşanmış, unutulmaz aşkların anıları şehrin farklı köşelerinden günümüzün Antalya’sına el sallamakta… İlk okulumun binası çoktan yıkılmış, lise çağlarındaki sevgilimin okulu otoparka dönüşmüş, mezbahanın çaprazında futbol oynadığımız boşluğa kocaman bir otel sığdırılmış, babamın yıllarca yattığı hastanenin bulunduğu yerden fıskiyeler su fışkırtsa da, […]
Bir Antik Yunan tanrısıdır Dionysos… Efsanelerde anlatıldığı kadarıyla, tanrıların tanrısı Zeus, güzelliği dillere destan ölümlü Semele’ye âşık olmuştur. Bir dizi olaylar zinciri hamile sevgilisinin ölümüyle sonuçlanır. Olimpos’un tanrısı da Semele’nin karnındaki çocuğunu baldırına dikerek hayatta kalmasını sağlar. Yarı tanrı, yarı insan olarak dünyaya gelen Dionysos, bolluk ve bereket tanrısı olarak insanların sevgisini kazanacaktır. Bağbozumu törenleri […]
Nar Beach’de biramı yudumluyordum… Ne zaman sona ereceğini bilemediğim gösteri, orta yaşlı bir kadının dudaklarındaki abartılı kırmızılığı fark edişimle başladı. O kadar insanın arasında onunki kadar kırmızıya boyanmış dudak yoktu. Bir sevimli çocuğu öptüğünde, çocuğun ömür boyunca unutamayacağı kadar çok kırmızılıktı! Her içtiği sigarada dudaklarının kalınlığı kadar iz bırakacak yoğunluktaydı! Gençlik yıllarındaki albenisini yitirmiş ya […]
Bir saniye… Hep öyle olur ya… “Bir saniye!” dersiniz, sonra da karşınızdakinin dakikalarını alıp götürürsünüz; oysa bir saniyelik zaman dilimi ilk anda tükenmiştir… İlk satırdaki başlığı okumanızın maliyeti yaklaşık olarak bir saniye civarındadır. O satırı yazıyla yazmaya çalıştığında çok daha fazla saniyeye gereksinim duyulur. Bir de kendinizi benim yerime koyarak, ‘Bu yazının başlığı ne olsun?’ […]
Yaz sezonu boyunca sürdürdüğüm ‘Everest 2010 Ekspedisyonu’ yazı dizisini bir aşkın son öyküsüyle noktalıyorum… İki motorlu küçücük bir uçağın içindeydim. Bagaj kapasitesi yeterli olmadığından sırt çantalarımızı koridora yığmıştık. Uçağın yoğun gürültüsünden etkilenmemek için kulaklarımıza pamuk tıkamış, her an bir aksilik yaşanacakmış düşüncesinden uzaklaşmaya çalışarak Himalayaların yüksek dağlarına bakmaktaydık. Katmandu’daki Tribhuvan Havaalanı’ndan Lukla’ya doğru uzanan yolu […]
8.850 metre… Bir zamanlar insanoğlunun bu kadar yüksekliğe çıkabileceğine kimseler inanmazdı. Elli milyon yıllık Everest Dağı’nın zirvesine 1953 yılında Edmund Hillary ile Şerpa Tenzing Norgay’ın oksijen destekli çıkışıyla efsane sona erdi. Bir başka efsane ise insanoğlunun oksijen desteği olmadan o kadar yükseklikte yaşayamayacağıyla ilgiliydi. Bu kez 1978 yılında kendi nefesiyle zirveye ulaşan iki dağcı yanlış […]
Üç kadın ve on bir erkek… 2.840 metreden 5.364 metredeki Everest Ana Kampı’na tırmanarak dünyanın en zorlu yüksek irtifa yürüyüşlerinden birini gerçekleştireceğiz. Aynı zamanda Nasuh Mahruki ve Yılmaz Sevgül’ü 8.850 metredeki Everest’in zirvesine uğurlayacağız. Bunun için sekiz gün boyunca teknik dağcılık malzemeleri kullanmadan tırmanmamız ve aynı yolu üç gün içinde inerek yüz elli kilometreye yaklaşan […]