Bir Töre Cinayeti ‘Dördüncü Ay’

En medyatik haliyle; ailesinin alışılagelmiş sınırlarının dışına çıkan kadının yaşamını ‘namus meselesi’ haline dönüştürmek ve aile büyüklerinin kararıyla canına alıcı olmak… Bu gibi haberlerle gazetelerin üçüncü sayfalarında karşılaştığımızda, genellikle şöyle bir fotoğrafa göz atıyor, biraz daha meraklısı haberi yalandan okuyor, çok daha duyarlı olanları da ‘Yazık olmuş kadına…’ diyerek sonraki[…]

Okumaya devam …

Bir Namus Cinayeti Hikayesi ‘Dördüncü Ay’

En medyatik haliyle; ailesinin alışılagelmiş sınırlarının dışına çıkan kadının yaşamını ‘namus meselesi’ haline dönüştürmek ve aile büyüklerinin kararıyla canına alıcı olmak… Bu gibi haberlerle gazetelerin üçüncü sayfalarında karşılaştığımızda, genellikle şöyle bir fotoğrafa göz atıyor, biraz daha meraklısı haberi yalandan okuyor, çok daha duyarlı olanları da ‘Yazık olmuş kadına…’ diyerek sonraki[…]

Okumaya devam …

Erkekler arasında ‘Windsor’un Şen Kadınları’

400 yıl öncesinin İngiltere’sine şöyle bir uzanalım… O dönemde yerleşik tiyatro mekanları olmadığından, gezici gruplar halinde taşrayı dolaşan tiyatrocular, seyirci toplayabildikleri yerlerde gösterilerini sergilemekteydi. Londra’daki yerleşik gösteri mekanlarında ise danslı ve müzikli eğlenceler, din içerikli törenler, savaş silahlarıyla yapılan atraksiyonlar ya da eğitilmiş hayvanların gösterileri tercih ediliyordu. Bu arada horoz[…]

Okumaya devam …

“Assos ve Aristoteles”

Antalya bölgesi yurtdışı ve yurtiçinden gelen ziyaretçilerle dolup taşıyor. Geçen yıl biraz toparlanan turizm verileri, bu yıl da ‘Aman nazar değmesin!’ denilecek türden… Bu bölgenin aşırı sıcaklardan bunalan ya da başka yöreleri keşfetmeye meraklı insanları da Antalya dışındaki seçenekleri değerlendirmeyi tercih ediyor. Ben de onlardan birisi olarak Çanakkale sınırlarında bulunan[…]

Okumaya devam …

“Hangi tragedya derken…”

Bir tiyatro oyunu okuma isteği düştü aklıma; nedensizce, öylesine… Yaz aylarının gevşekliğinden mi bilemiyorum ama hangi oyunu okuyayım diye bana bakan tiyatro oyunlarının karşısında oynaşıp duruyorum. Bir biçimde yolumun kesiştiği yazarların okunmayı ve yorumlanmayı bekleyen tiyatro oyunları gözümün önünde ama görev sorumluluğuyla oyun okumak istemiyorum. Daha başka bir şey olmalı;[…]

Okumaya devam …

“9. Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali”

Bir sanat şehri olması hayaliyle yaşadığımız Antalya… Bu topraklar tiyatroya ilham veren tanrılardan miras olduğu için nereye giderseniz gidin, antik dönemlerden kalma bir tiyatro binası yolunuza çıkar. Taş basamaklarına oturup, sahneye doğru baktığınızda, 2500 yıl öncesinin tiyatro şenlikleri gözlerinizin önünde belirmeye başlar. Bu yıl Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından 9’uncusu[…]

Okumaya devam …

“9. Antalya Uluslararası Tiyatro Festivali”

Bir sanat şehri olması hayaliyle yaşadığımız Antalya… Bu topraklar tiyatroya ilham veren tanrılardan miras olduğu için nereye giderseniz gidin, antik dönemlerden kalma bir tiyatro binası yolunuza çıkar. Taş basamaklarına oturup, sahneye doğru baktığınızda, 2500 yıl öncesinin tiyatro şenlikleri gözlerinizin önünde belirmeye başlar. Bu yıl Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü tarafından 9’uncusu[…]

Okumaya devam …

Tamamen doluyuz

Tek kişilik oyunlara, tiyatronun olmazsa olmazı sayılan ‘iki oyuncu-bir seyirci’ alışkanlığının dışına çıkıldığı için temkinli yaklaşılır. İkinci oyuncu olmadığından tiyatronun temel unsurlarından olan diyalog gerçekleşmez. Diyaloğun olmadığı yerde çatışma da yok sayılır. Ya Türk tiyatrosunun meddah geleneğinin üstadı sayılan Kavuklu Hamdi’den Cem Yılmaz’a uzanan ustalıklı anlatım becerileriyle derdinizi ortaya dökeceksiniz[…]

Okumaya devam …

Ve Yeniden Tiyatro

Biz zamanlar Anadolu topraklarında tiyatro kutsal, tiyatro sahneleri mabetlerden farksızmış, tiyatroya sevdalı oyuncular sahneleri doldurur ve onlara hayran seyirciler yaşamın anlamını izledikleri oyunlarda bulurmuş, derken gökten üç elma düşmüş, birinin adına sinema diyelim, biri televizyon olsun, üçüncü elmanın adına da sizler karar verin… Bir zamanlar tiyatro eğitimi almadan oyunculuk yeteneğini[…]

Okumaya devam …

Ve Yeniden Tiyatro…

Biz zamanlar Anadolu topraklarında tiyatro kutsal, tiyatro sahneleri mabetlerden farksızmış, tiyatroya sevdalı oyuncular sahneleri doldurur ve onlara hayran seyirciler yaşamın anlamını izledikleri oyunlarda bulurmuş, derken gökten üç elma düşmüş, birinin adına sinema diyelim, biri televizyon olsun, üçüncü elmanın adına da sizler karar verin… Bir zamanlar tiyatro eğitimi almadan oyunculuk yeteneğini[…]

Okumaya devam …

“Suya yazılan aşk; Romeo ve Juliet”

Bu yılın birinci yazısını William Shakespeare’in gençlik döneminde yazdığı, Özdemir Nutku’nun çevirisini yaptığı, Dejan Projkovski’nin İstanbul Devlet Tiyatrosu çatısı altında başarıyla sahnelediği Romeo ve Juliet üstüne olsun. Bol ödüllü Makedon yönetmen “Fırtına”, “Karamazov Kardeşler”, “Hamlet”, “Danton’un Ölümü”, “Martı”, “Tartuffe”, “Othello” ve “Anna Karenina” gibi klasikleşmiş eserleri, alışılmışın dışında yorumlayışıyla tanınıyor.[…]

Okumaya devam …