Etiket: İstanbul

Kemer ve Akseki’de çekimlerini gerçekleştirdiğimiz ‘Mendilim Kekik Kokuyor’ adındaki uzun metraj sinema filmimizin setinden bazı anıları paylaşmak istiyorum. Film çekimlerimizi Phaselis Antik Kenti’nin yakınındaki özel arazide yapmayı tercih etmiştik ama bitişiğindeki kampta doğada ruhunu dinlendirme niyetli müşterilerle doluydu. Yan tarafındaki dereden geçmeye çalışan jeneratör kamyonumuz suya battı. Bu da hesapta olmayan bir terslikti! Yarım günümüzü […]
Üç beş sinema filminin setinde bulunmuştum ama ilk kez senaryosunu yazdığım bir filminin setindeyim. Bir de yapım ortaklarındanım. Bu yüzden “Mendilim Kekik Kokuyor” filminin oyuncularına hayranlığımı dile getirmekten öteye taşınan sorumluluklarım da var. Uzun metraj sinema senaryom, 2015 yılında, Çanakkale 18 Mart Üniversitesi tarafından düzenlenen yarışmada birinci seçilmişti. 2018 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından […]
100. sayının satırları arasında olmamak olmaz! Son üç yıldır aralıksız yazmaya çalıştığım yazılarımı, yapımcılarından birisi olduğum ve senaryosunu yazdığım “Mendilim Kekik Kokuyor” adındaki uzun metraj sinema filminin çekimlerinden dolayı biraz aksatmak zorunda kaldım. Hiç olmazsa mazeretimi yazıya dönüştüreyim. 80’li yıllarda AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nde öğrenciyken, sınıf arkadaşlarımdan Mustafa Sekmen’le birlikte Çanakkale Savaşı hakkında tiyatro oyunu […]
İlk gösterilerinden biriydi… Krek Tiyatro’nun yıllar sonra sahnelediği oyunun ayrıntılarından habersiz olarak Volkswagen Arena’ya gittik. Berkun Oya’nın yazıp yönettiği ‘Dünyada Karşılaşmış Gibi’ oyununda farklı bir tiyatro deneyimi yaşayacağımız fuayede ortaya çıktı. Son dakikaya kadar salona alınmayınca ister istemez meraklandık. Fuaye kalabalıklaştıkça karşı merakımız katlandı. En sonunda üç yüz elli civarındaki seyirciyle birlikte farklı kapılardan salona […]
Bu köşedeki yazılarımın takipçileri, 2015 yılında, Çanakkale Savaşları’nın 100. Yılı dolayısıyla düzenlenen senaryo yarışmasında birincilikle ödüllendirilen “Mendilim Kekik Kokuyor” isimli sinema filmi senaryomu anımsar belki… Bir dönem filmi olarak kaleme aldığım senaryoyu birkaç satıra sığdırmak kolay değil ama “Bir yanda gencecik iki amcaoğlu ve aşık oldukları kasabanın en güzel kızı Elif, diğer yanda Çanakkale Savaşında […]
Bir tiyatronun kulisine dönüşmüş sahne… Pek alışık olmadığımız höykürmeyle Bihter Dinçel’in yazdığı ‘Manik Atak’ başlıyor. Yılların eskitemediği kadın oyuncu Melike feryat figan içinde kapris atmakta. Eli ayağına karışan genç oyuncu Leyla da olabildiğince hoşgörülü davranışlarla uzlaşmaya çalışıyor ama dinleyene aşk olsun! Bu kapışmanın genç oyuncunun aklından geçenler olduğunu sahnenin sonunda anlıyoruz. İlk prova gününde tanıştığı […]
Son zamanlarda televizyon dizilerinin çıkmazından bunalan sanatçılar, kendilerini tiyatro sahnelerine taşıyor. Dizi setlerinin otoritelerini tiyatronun yanılsamasına sığdırmak mümkün mü? Bu geçici bir heves mi? Bir nefeslenme molası mı? Çok geçmeden kameranın büyüsünü özlemeye başlarlar mı? Kamera arkasındaki birikimlerini tiyatro sahnesine taşıyabilirler mi? Sorular, sorular, sorular… Bu sorulara yanıt olur mu bilemem ama 9 Kasım 2018 […]
Türk tiyatrosunda şimdilik bilinmeyen ama yakın zamanda fazlaca karşılaşacağımız Afrika kökenli bir yazar Koffi Kwahulé… Batı Afrika’daki Fildişi Sahili (Côte d’Ivoire) doğal kaynakları yüzünden, Portekizliler başta olmak üzere, İspanyollar, Hollandalılar, İngilizler ve son olarak da Fransızlar tarafından sömürülmüş. Çoğu Afrika ülkesinde olduğu gibi 2. Dünya Savaşı sonrasında güçlenen milliyetçilik dalgasıyla Fransızlardan yakalarını kurtarmışlar. Halkın direnişi […]
İlk kitabı Kırmızı Kedi’den yayınlanan Leylâ Çapan’ı Antalya’da yakalayınca, birbiriyle dans eden öykülerin içtenlikle yazıldığı ‘Adı Yağmur’ kitabı hakkında keyifli bir söyleşi yapmadan İstanbul’a göndermedik. – Daha önce çeşitli dergilerde okuduğum öykülerinin çoktan kitap halinde dönüşmesi gerekiyordu. Neden şimdiye kadar geciktirdin ki? LEYLA ÇAPAN- Yazmak beni her zaman çok heyecanlandıran bir uğraştı. Kendime bile itiraf […]
Tek kişilik oyunlara, tiyatronun olmazsa olmazı sayılan ‘iki oyuncu-bir seyirci’ alışkanlığının dışına çıkıldığı için temkinli yaklaşılır. İkinci oyuncu olmadığından tiyatronun temel unsurlarından olan diyalog gerçekleşmez. Diyaloğun olmadığı yerde çatışma da yok sayılır. Ya Türk tiyatrosunun meddah geleneğinin üstadı sayılan Kavuklu Hamdi’den Cem Yılmaz’a uzanan ustalıklı anlatım becerileriyle derdinizi ortaya dökeceksiniz ya da ikinci oyuncuyu günümüz […]
İlkbaharın gelişini muştular cemreler… Birinci cemrenin 20 Şubat’ta havaya, ikinci cemrenin 27 Şubat’ta suya, üçüncü cemrenin 6 Mart’ta toprağa düştüğü varsayılır. Her cemrenin düşüşü içimizdeki coşkuyu güçlendirir. Bizi sıcak havalara yaklaştırırken, heveslendirip, heyecanlandır. Bu böyle olduğu halde cemrelerin düşeceği günler çoğumuzun ezberinde değildir. Bir gazete haberinde ya da arkadaş sohbetleri arasında kulağımıza çalınır, sonraki cemre […]
İlkbaharın gelişini muştular cemreler… Birinci cemrenin 20 Şubat’ta havaya, ikinci cemrenin 27 Şubat’ta suya, üçüncü cemrenin 6 Mart’ta toprağa düştüğü varsayılır. Her cemrenin düşüşü içimizdeki coşkuyu güçlendirir. Bizi sıcak havalara yaklaştırırken, heveslendirip, heyecanlandır. Bu ruh hali batı medeniyetlerinin temel taşlarını oluşturan Antik Yunanlıları da tetiklemiş ve doğanın yeniden uyanışını, M. Ö. 5. yüzyılda Dionysos onuruna […]
Biz zamanlar Anadolu topraklarında tiyatro kutsal, tiyatro sahneleri mabetlerden farksızmış, tiyatroya sevdalı oyuncular sahneleri doldurur ve onlara hayran seyirciler yaşamın anlamını izledikleri oyunlarda bulurmuş, derken gökten üç elma düşmüş, birinin adına sinema diyelim, biri televizyon olsun, üçüncü elmanın adına da sizler karar verin… Bir zamanlar tiyatro eğitimi almadan oyunculuk yeteneğini sahneye taşımak mümkünken, günümüz koşullarında […]
Biz zamanlar Anadolu topraklarında tiyatro kutsal, tiyatro sahneleri mabetlerden farksızmış, tiyatroya sevdalı oyuncular sahneleri doldurur ve onlara hayran seyirciler yaşamın anlamını izledikleri oyunlarda bulurmuş, derken gökten üç elma düşmüş, birinin adına sinema diyelim, biri televizyon olsun, üçüncü elmanın adına da sizler karar verin… Bir zamanlar tiyatro eğitimi almadan oyunculuk yeteneğini sahneye taşımak mümkünken, günümüz koşullarında […]
Zaman acımasız ve adaletsiz doğası gereği… Türk tiyatrosunun geleneksel tarafında simgeleşen Kel Hasan’ın kavuğunu, uzun yıllar İsmail Dümbüllü taşımıştır. Bu kavuk İsmail Dümbüllü’ye hayranlığıyla tiyatro yolculuğuna başlayan Münir Özkul’a, 1968 yılında oynadığı Kanlı Nigar oyunundaki başarısından dolayı, ‘Sen kitaplı tiyatrodan geliyor olsan da yerine göre Pişekar, yerine göre Kavuklu olmayı başardın. Kavuk senin hakkın…’ diyen […]
Zaman acımasız ve adaletsiz doğası gereği… 3 ay önce (18 Ekim 2017) Kadıköy Taşra Kabare’de Tiyatrotem’in sahneye koyduğu ‘Aşk, Ayrılık ve Başka Şeyler’ oyununun prömiyerini izlemeye gitmiştik. Son dakika programı yaptığımız için olan Ayşe Selen ile Şehsuvar Aktaş’a önceden haber veremedik. Doğal olarak salonda yer yoktu. Bir başka sefere bırakmaya meyilliydik ama koşulları zorlayarak salondan […]
Bu yılın birinci yazısını William Shakespeare’in gençlik döneminde yazdığı, Özdemir Nutku’nun çevirisini yaptığı, Dejan Projkovski’nin İstanbul Devlet Tiyatrosu çatısı altında başarıyla sahnelediği Romeo ve Juliet üstüne olsun. Bol ödüllü Makedon yönetmen “Fırtına”, “Karamazov Kardeşler”, “Hamlet”, “Danton’un Ölümü”, “Martı”, “Tartuffe”, “Othello” ve “Anna Karenina” gibi klasikleşmiş eserleri, alışılmışın dışında yorumlayışıyla tanınıyor. Geride bıraktığımız yıllarda, Makedonya Ulusal […]
Her yıl olduğu gibi Antalya’da düzenlenen sanat etkinliklerinin başında 54. yılını geride bırakan Antalya Film Festivali geliyor. Bu yıl beklenmedik bir kararla ulusal filmler birbiriyle yarışmak yerine, uluslararası filmlerle yarışmak zorunda bırakıldı; kimi sinemacı kararı yerinde bulurken, çoğunluğun bakış açısı olumsuz oldu. Ön elemeyi geçerek uluslararası kategoride yarışmayı başaran Andaç Haznedaroğlu’nun yönettiği ‘Misafir’ filmi de […]
Bir erkek oyuncu gelir aklımıza; açık ya da kapalı bir mekanda olduğunu umursamadan, omzunda mendili ve elinde sopasıyla kalabalığın karşısına çıkar; akıcı konuşması, nükteli sözleri, taklit becerisi, doğaçlama yeteneği, yeri geldiğinde şarkılar söyleyişi, kültürel ve sanatsal birikimi, saymakla bitmez meddahın meziyetleri… Tek dekoru oturduğu sandalyedir ama izleyenleri mekandan mekana sürükler. Tek kostümü geleneksel kıyafeti olduğu […]
‘Bir Yaz Gecesi Rüyası’ ya da Can Yücel’in ‘Bahar Noktası’ adıyla çevirdiği Shakespeare’in pastoral kıvamda komedisi… İlk olarak Shakespeare’e ‘tabusal alan’ muamelesi yapanların hafiften kulaklarını çınlatalım. Her dönemin tiyatrosunu kendinden sonraki kuşaklara taşıyan birbirinden değerli yazarın arasında Shakespeare’in de köşe taşlarından olduğuna kuşku yok. Bu durumu tabulaştırarak Bertolt Brecht’in tiyatrosuna, ‘Ver coşkuyu, göstermeci biçim nasıl […]
İlk kötü haber… 6 Ocak tarihinde yayınlanan 679 karar sayılı KHK kapsamında “Terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olan…” diye uzayıp giden suçlamalarla, AÜ DTCF Tiyatro Bölümü’nün sevilen ve sayılan hocalarından Doç. Dr. Süreyya Karacabey üniversitedeki […]
Zor referandum dönemi kendinden sonraki kuşaklara gerginliklerini taşıyarak geride kaldı. Bir önceki darbe anayasası oylanırken üniversite sıralarındaydık ve çoğunlukla kabul görmesi içimize sinmemişti. Şimdi çocuklarımızın üniversitede okuduğu ve hatta 18 yaş iradesinin sandığa yansıdığı yıllardayız. Bir kuşak boyunca eski anayasanın utancını sırtımızda taşıdığımız halde yenisini de elimize yüzümüze bulaştırdık. Aynı utancı çocuklarımızın da kendi çocuklarının […]
Geç kalanlardan birisi gibiyim ama olsun… Nesrin Üstkanat’ın 2009-10 sezonunda yönettiği ‘Geç Kalanlar’ oyununu Ankara Devlet Tiyatrosundaki dünya prömiyeri sırasında yazmaya niyetlenmiştim. Bir biçimde geciktim derken 2014-15 sezonunda Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosunda Nofel Valiyev’in rejisiyle yeniden karşıma çıktı. Son olarak da 2016-17 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında, yönetmen Nihat Alpteki’nin sahneye taşıdığı halini izleme […]
Geç kalanlardan birisi gibiyim ama olsun… Nesrin Üstkanat’ın 2009-10 sezonunda yönettiği ‘Geç Kalanlar’ oyununu Ankara Devlet Tiyatrosundaki dünya prömiyeri sırasında yazmaya niyetlenmiştim. Bir biçimde geciktim derken 2014-15 sezonunda Antalya Büyükşehir Belediye Tiyatrosunda Nofel Valiyev’in rejisiyle yeniden karşıma çıktı. Son olarak da 2016-17 sezonunda İstanbul Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrolarında, yönetmen Nihat Alpteki’nin sahneye taşıdığı halini izleme […]
İlk insanların mağara duvarlarına kazıdıkları resimler, konuşma dilinin olmadığı çağlarda bile, avcılık hikayelerini ballandıra ballandıra anlatanların olduğunu gösteriyor. Türk göçebe topluluklarının Asya’dan Anadolu’ya uzanan maceralarına da şaman hikaye anlatma geleneğinin yansımalarıyla tanıklık yapıyoruz. Dağ bayır demeden kopuzuyla dolaşan anlatıcı ozanlar, göçerlerin hikayesini sonraki kuşaklara taşıyor. İslamiyet döneminin hikaye anlatma geleneğinin temelinde Ehlibeyt sevgisi var. Arapçada […]
Pis bir darbe denemesinin, ‘Bu bir tiyatro…’ söylemiyle sosyal medyada karşılık bulmasının hemen öncesinde, Arnavutköy’deki bira muhabbetimize siyaseti bulaştırmış ve “Bir gitseler de kurtulsak yahu!” diye iktidar hakkında söyleniyorduk. Biz darbenin kalleşliğini aklımızın ucundan geçirmezken, boğaz köprülerini kapatan tanklar muhabbetimizi böldü. Uçaklar yalarcasına tepemizden geçmeye başladı. İçkilerini yarım bırakan müşteriler kaçarcasına uzaklaştı. Darbeler konusundaki pişkinliğimize […]
Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih – Coğrafya Fakültesi, Tiyatro bölümünü kazandığımızda, ‘Dramatik Yazarlık’ dersinin hocası Turgut Özakman’dı. Kısıtlı sayıda öğrencinin yetenek sınavıyla tiyatro bölümüne alınması beklenirken, YÖK’ün ilk icraatlarından birisi olarak elli civarında öğrenciyle sınıflara sığmaz olmuştuk. Kimin yazmaya meyilli olduğunu anlamaya çalışan Turgut Özakman, ‘Tiyatro nedir?’ gibilerinden bir soruyla vize sınavı yapmıştı. İlk anda […]
Son Anadolu destanını, Nâzım Hikmet Ran’ın satırlarından izlediğimizde, zincirin son halkasındaki varoluş mücadelesi, dramatik öykülere dönüşerek, gözlerimizin önünde canlanmaya başlar. Bu topraklarda ‘zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan’ Anadolu insanı, gencinden yaşlısına, kadınından erkeğine, köylüsünden esnafına, Kuvayı Milliye Destanı’nın kahramanlarına dönüşür; işgal ordusunun üstüne mavzeriyle yürüyen Karayılan, çocuk yaşında ulaklığı oyuna dönüştüren Kambur Kerim, Karadeniz’in […]
Tüm sistemini yayılmacı politikalar üstüne kurgulayan küresel çakallar, ‘Güçlü olan haklıdır,’ yaklaşımıyla savaşmayı tercih etmişken, güçsüzün tercihi barıştan yanadır… Son yüzyılın kazananın da kaybettiği dünya savaşlarında, evdeki hesabı çarşıya uymaz hale gelince, dünyanın düzeni Bileşmiş Milletler çatısında yeniden biçimlenir. Alt örgütlenmeleriyle küresel boyutta dallanıp budaklanır. Uluslararası ilişkilerde kuvvet kullanılmasını yasaklayan Bileşmiş Milletler Anlaşması’yla dünya barışının […]
Enerjini Doğru Kullan… Dört yıldır, Antalya’nın tanınmış markası CANTEK sponsorluğunda, dünya kamuoyunun dikkatini enerji tasarrufuna çekebilmek için ‘Enerjini Doğru Kullan’ projesi üstünde çalışıyoruz. Bu projenin başlangıç adımında, Everest Dağı’na tırmanan Nasuh Mahruki ile Yılmaz Sevgül, “Enerjini Doğru Kullan” mesajını dünyanın zirvesine taşımıştı. Ben de zorlu maceranın hikayesini “Dünyanın Zirvesine Tırmanış” adındaki ‘Dağcılık / Belgesel’ kitabımla […]
Biz severiz aslı astarı olmayan kahramanları… Bir süre önce, yeni yayın döneminde hayat bulacak televizyon dizilerinden birinin yapımcısıyla görüşmüştük. Tarihi dokulu projelerinin senaryosu yazılacaktı. O konunun geçtiği dönemi fazlasıyla araştırmıştım. Bir yıl önce Yunus Emre hakkında film senaryosu ve tiyatro oyunu yazmıştım. Bu tiyatro sezonunda Osmanlı İmparatorluğunun kuruluş dönemini anlatan gençlik oyunum Kocaeli Büyükşehir Belediyesi […]